ANAOKULUNA BAŞLAMA YAŞI KAÇ OLMALIDIR?

2016-02-18 22:29:00

Anaokuluna Başlama Yaşı Kaç Olmalıdır?

 

      Gelişim çok boyutlu olarak ilerler.Yani bebek, doğumundan itibaren fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal alan olarak ayrı ayrı ele alabileceğimiz ama aynı zamanda birbiriyle iç içe ve birbirini etkileyen dört farklı alanda gelişimini sürdürür. Okul öncesi eğitimin çocuklar, aileler ve toplum açısından birçok faydası vardır. 0-6 yaş arasını kapsayan erken çocukluk dönemi çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Yapılan çalışmalar okul öncesi eğitim alan çocuklarda okula devam oranlarının ve okul başarısının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Okul öncesi eğitim sosyal ve duygusal gelişimi destekleyerek, yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici ve verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar. Çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alan, sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayan, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkarıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu kaliteli bir okul öncesi eğitim programına katılan çocukların diğer çocuklara kıyasla gelecekte okul başarıları daha yüksek, sosyal ve duygusal, sözel, zihinsel ve fiziksel gelişim açısından daha yetkin olduklarını araştırmalar göstermiştir.

     Anaokulu, çocuk için, ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir. İlk 18 ay içinde çocuk, model aldığı, anne ve babasından alabileceğini almıştır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko sosyal olgunluğa varır. İki yaşından sonra ise öğrendiklerini, edindiklerini sosyal bir ortamda yaşıtlarıyla iletişim içinde kullanmaya, deneme yanılmalarla sınamaya ihtiyaç duyar. Öğrenme, bir şeyler yapabilme, etkide bulunma gibi istek ve ihtiyaçlarını kısacası enerjisini  boşaltabileceği, yeni ve aileden bağımsız bir sosyal ortama ihtiyaç duyar. İşte bu zengin uyaran ortamını yaşıtlarıyla paylaşma imkanını çocuk ancak anaokulunda bulabilir.
      18 aylıktan itibaren başlayan bu sosyalleşme ihtiyacının göz ardı edilmemesi gerekir. Anaokuluna, annenin yokluğunu giderecek bir yer olarak değil, annenin, çocuk üzerindeki rolüne katkıda bulunan ve tüm alanlarda gelişimini hızlandıran bir kurum olarak bakmak gerekir.
Okul öncesi kurumlarının en önemli faydalarından biri, çocuğun zihinsel gelişimini hızlandırmasıdır.Yapılan karşılaştırmalı araştırmalar, okul öncesi eğitiminin, çocuğun zeka puanlarında belirgin bir artışa neden olduğu görülmüş. Anaokulunda, bu alanda eğitim almış eğitimciler tarafından, tüm gelişim alanlarını destekleyen programlar hazırlanır ve bu program çocuğun ilgiyle takip edebileceği aktivitelerle desteklenerek sunulur. Her tür bilgi grupla etkileşim halinde öğrenilmektedir ve mümkün olduğunca, çocukların bir çok duyusuna hitap edebilecek bir eğitim planı uygulanır. Bu nedenle evde öğretilen sistemsiz bir bilgiye oranla çok daha kalıcı ve muhakemeye olanak veren zengin bir öğrenme ortamı sağlanmaktadır. Bu tarz öğrenme çocukta sürekli öğrenme isteği yaratır, yani çocukta öğrenme alışkanlığı gelişir.
Bunun dışında anaokulunda tüm etkinlikler birbirini takip eden bir sırayla yapılır. Çocuk öğle yemeğinden sonra hangi etkinlik saatinin geldiğini ardından da ne geleceğini bilir. Bu da çocuğun, zaman kavramını ve bunun yaşamdaki yerini ve önemini kavramasını sağlar.
Çocuklar yaşıtlarıyla beraber olduğu zaman, yeni bilgiyi ve yeni davranışı, çok daha kolay öğrenirler. Yapılan araştırmalar, okul öncesinde Lego gibi takmalı çıkarmalı oyuncaklarla oynayan, kuleler yapan çocukların el becerilerini geliştirdikleri gibi matematik deneyimi kazandıklarını da göstermiş. Evde, bu tip oyuncakla tek başına oynayamayan, oynamaktan sıkılan çocuklar, anaokulunda yaşıtlarıyla bir aradayken severek çok uzun süre oynar. Sadece oyun gibi görünen bu etkinlik aslında zihinsel olgunlaşma için çok önemli olan seçme, kategorize etme gibi becerileri de geliştirir. Bu deneyimler, çocuklara, bölme kesir ve geometriyi anlamaları için somut bir temel hazırlar.
      Anaokulunun çok önemli bir diğer katkısı, çocuğun dil gelişimini hızlandırmasıdır. Dil gelişimi yaşına göre yavaş gelişen çocuklar okula başladıktan birkaç ay gibi kısa bir süre sonra, dili kullanma açısından ciddi bir sıçrama yapmaktadırlar. Her türlü ihtiyacı anne yada bakıcı kimse tarafından, hemen fark edilip karşılanan çocuk çok fazla konuşma ihtiyacı duymayabilir. Oysa çocuklar bir aradayken, istediğini elde etmek için konuşmak, kendini ifade etmek zorundadır. İşte bu anlık gelişen olaylar gün içinde serbest oyun saatlerinde sıklıkla yaşanır ve dil gelişimi kendiliğinden hızlanır. Böylece çocuk dili, televizyondan değil, yaşayarak öğrenir. Dil gelişimi, çocuğun sosyal gelişimini, karmaşık problemleri çözme gibi çok önemli bir çok becerisinin de gelişimini hızlandırır.
      Anaokulunda bulunmanın, çocuğun gelişimine en çok etki ettiği alanlardan biri de şüphesiz sosyal gelişimdir. Anaokulu çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimdir.Kendisinin merkezde olduğu ve tüm ilginin üzerinde olduğu bir ortamdan uzaklaşıp ; ilgiyi, sevgiyi paylaştığı, bir düzen içinde, grup halinde hareket ettiği, beklemeyi öğrendiği, ama aynı zamanda tüm ihtiyaçlarını karşılaması için desteklendiği güvenli bir ortamdır. Çocuk yuvaya başladığında öncelikle düzen öğrenir. Belirli bir saatte uyumakta, her gün aynı saatte kalkıp okula gitmektedir. Bu ev yaşamında da düzen sağlar. Her gün aynı saatte yatmayı, düzenli kahvaltı etmeyi öğrenir. Düzenli ve sürekli arkadaşlıkları olur. Arkadaşlarını aramaya ve onlar tarafından aranmaya başlar. Artık anne babası dışında, öğretmeni ve okuldaki arkadaşları da hayatında önemli olmaya başlar. İlişki kurmayı ve sürdürmeyi öğrenir. Başkalarının özgürlüğünden haberdar olur. “Ben” ve “başkası” kavramlarının bilincine vararak yardımlaşma ve işbirliği duygusunu geliştirir.
     Anaokulunun faydalarını sayarken listeyi daha çok uzatmak mümkün. Tüm bu faydalarının yanında en kritik nokta ise anaokuluna başlama yaşının ne olduğudur. Gelişim, yazının başında da belirttiğim gibi zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve dil alanlarında devam eder ve gelişimin her döneminde çocuğun başarması gereken bazı ödevler vardır. Bu beceriler o kritik dönemde kazanılmazsa çocuk bir sonraki gelişim basamağına sağlıklı bir geçiş yapamaz ve dolayısıyla gelişim aksar. 
    Gelişimin seyri her ne kadar her çocukta aynı sırayla ve düzenle oluşsa da her çocuğun kendine özgü bazı farklılıkları da olur. Ancak bu farklılıkları bilimsel ölçüm araçlarıyla değerlendirerek bunun çocuğa özgü bir farklılık mı yoksa gelişimsel bir gerilik mi olduğunun tespiti çok önemlidir. Konuşma becerisini ele alalım; 13 aylıkken çocuğun tek kelimelerle konuşmasını, 18 aylıkken iki kelimelik cümle kurmasını beklenir. Bazı çocuklarda cümle kurma daha geç başlayabilir, ancak bu gecikme için 6 ayı normal kabul edilirken, bu süreden sonrasında ailelere farklı önerilerde bulunulur. Tıpkı konuşmada olduğu gibi tüm gelişim alanlarında bu şekilde kritik dönemler bulunmaktadır. Çocukların gelişim takibinin doğru yapılması ve olası bir aksamada ailenin doğru yönlendirilmesi kadar güçlü yönlerin de erken tespiti önemlidir.Çünkü bazı çocuklarda gelişim tarama testini uygulandığında, yaşının çok ilerisinde olduğu tespit edilir. Çocuğun güçlü yönleri, eğilimleri görülür ve bunları geliştirmenin yolları aranır.
     Tüm bunlar ışığında anaokuluna başlama yaşı kaç olmalıdır sorusuna verilebilecek cevap, her çocuk için 18 aylıktan itibaren anaokulu yaşı başlar, 24 aylıktan itibaren girilen ortamlar çeşitlendirilmelidir şeklinde olacaktır. Çünkü yaşının ilerisinde gelişime sahip olan, potansiyeli yüksek bir çocuk, ne kadar erken zengin uyaran ortamına sokulursa, çocuğun gelişimi de o kadar hızlandırılmış olur. Gelişim özelliklerini, bireysel farklılıklarını ve yeteneklerini göz önüne alan; sağlıklı biçimde tüm gelişim alanlarında destekleyen, olumlu kişilik temellerinin atılmasını, kendine güven duymasını sağlayan; ebeveyn ve eğitimcilerin işbirliği içinde olduğu kaliteli bir okul öncesi programına katılan çocukların, diğer çocuklara kıyasla okul başarılarının daha yüksek ve tüm gelişim alanlarında daha yeterli olduklarını araştırmalar göstermiştir.
 

   Tüm çocukların sağlıklı ve mutlu büyümesi dileğiyle…

 

                                                                                                                    Psikolog Ceren ŞENGEL 

84
0
0
Yorum Yaz