ÇOCUK İSTİSMARI !!

2016-02-10 12:43:00
ÇOCUK İSTİSMARI !!

       ÇOCUK İSTİSMARI !! |  görsel 1 Saygıdeğer velilerimiz, bu ayki bülten konumuzu seçerken son zamanlarda haberlerde ve gazetelerde üzülerek takip ettiğimiz iç karartıcı ama bir o kadar da farkında olmamız gereken üzücü bir gerçek hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum: Cinsel çocuk istismarı. Ne Doğu’su ne Batı’sı ne zengini ne fakiri, ne eğitimlisi, cahili fark etmiyor.  Gün geçmiyor ki, çocuk istismarı ile ilgili haberler okumayalım, izlemeyelim. Ne kadar insanın huzurunu bozan, iç karartan bir konu olsa da bu gerçeğin, toplumdaki pedofililerin farkında olmalı ve çocuklarımızı bu durumdan korumak, en önemlisi de kendilerini korumalarını öğretmek hepimizin en temel görevidir. Peki, neler yapmalıyız?

       Öncelikle oranlar hakkında genel bir bilgi vermek istiyorum. Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşlara göre dağılımları incelendiğinde %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11-17 yaş grubu olduğu bulunmuştur. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismarcıların %96’sı erkek ve %80’i de çocukların tanıdığı birisidir. Çocuk istismarcılığı, psikopatolojik adıyla pedofiliye son derece teşvik edici olduğu düşünülen çocuk pornosunda ise ülke olarak dünya genelinde 5. Sırada bulunmaktayız.  Bundan 3 sene önce bir adliyede adli psikoloğun yanında stajımı yaptığım zamanlarda, çocuk istismarının ne kadar yaygın bir olgu olduğunu ve aslında belirli bir kesimde değil, her kesimde olabileceğini ve çocukları korumanın en önemli adımının aileleri bilinçlendirmek gerektiği olduğunu düşünmüştüm. Çünkü karşılaştığım tablo beklediğimin çok çok üstündeydi. Son zamanlarda gerek sivil toplum örgütleri gerekse çeşitli dernekler tarafından birçok çalışma yürütülse de ne yazık ki, bu acı durumun bir şekilde devam ettiği gözükmekte. Bu açıdan, çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak gerekli eğitimi vermeli ve ebeveynleri ile güvenli bir çerçevede kendilerini anlatabilmelerine olanak sağlamak en temel koşul olmalıdır.

       Bu anlamda anne-babalara düşen ilk ve en önemli görev, çocuklarımızın cinsellik ile ilgili bilgilendirilmeye başladıkları okul öncesi dönemde, adı tam olarak kullanılmasa da "cinsel istismar" konusuna değinmektir. Sayın velilerimiz, çocuğunuzun cinsel anlamda kendini korumasını sağlamak için bilgilendirici bir konuşmaya "Bedenimiz özeldir, oyun oynamak için kullanmayız ve başkalarının da bedenimizle oyun oynamasına izin vermemeliyiz" gibi bir ifadeyle başlayabilirsiniz. Bununla birlikte ona, her dokunuştan hoşlanmayabileceğini; bu yüzden de karşısındaki kendisine hoşlanmadığı bir şekilde dokunuyorsa bunu da ifade edebilmesi, engelleyemediği takdirde de bir büyüğüne söylemesi gerektiğini öğütlemek çok önemlidir. Ona istemediği şekilde dokunan kişi ısrar etse bile kesinlikle bunu "sır" olarak saklamaması gerektiğini ve siz ebeveynleri ile mutlaka paylaşmaları gerektiğini onlarla konuşmak gerekmektedir. Birçoğumuz, çocuklarımız başkaları tarafından sevildiği zamanlarda pek tabiî ki iyi niyetli bir sevgi ve dokunuş olsa da rahatsız oldukları taktirde bundan mahcup oluruz ve çocuklarımızı bu tutumlarıyla ayıp bir davranış sergiledikleri konusunda uyarırız. Ancak çocuklarımıza, kendilerinin sık öpülmesi ve dokunulmasından hoşlanmıyorlarsa bunu reddedebilmelerini söylemeliyiz. Birçok çocuk kural sistemi ile büyüdüğünden dolayı bilinçaltlarında onlardan büyük olan kişilere itaat etmek gerektiği gibi bir algıları oluşmuş olabilir. Bu açıdan, çocuklara her hangi birisi kendilerinden onları incitecek bir şey isterse ‘hayır’ diyebileceklerini öğretmek de çok büyük bir adım olacaktır. Hem okul öncesi hem ilkokul döneminde cinsel keşiflerin artması ile beraber çocuklarımızın kendileri ya da özel bölgeleri ile ilgili sordukları soruları yanıtlarken mutlaka bedenlerinin kendilerine ait olduğu ve özellikle özel bölgelerinin mahremleri olduğu ve kim olursa olsun hiç kimsenin o bölgelere dokunmaması gerektiği ve buna hakkı olmadığı söylenmelidir. Özellikle 4 yaş itibari ile, çocuklarınızı öperken ‘seni öpebilir miyim diye müsaade isteyerek öpmek, eş, dost ve diğer hiç kimse tarafından ne cinsel organlarına ne de popolarına vurularak sevilmemeleri gerektiği konusunda bu kişileri uyarmak, yine anne ve babalar olarak 3 yaş itibari ile çocuklarla çırılcıplak banyo yapmamak önemli bazı unsurlardır. Çocuklarımıza bu konularda hem aileleri olarak hem de okullarımızda verilen eğitimin yanı sıra onları istismardan ve pedofililerden korumak adına bazı öneriler de paylaşmak istiyorum:

       İlk ve en önemli koşul muhakkak çocuklarla doğru ve dürüst bir ilişki kurmaktan geçmektedir. Gün sonunda çocuklara mutlaka günlerinin nasıl geçtiği ve hoşlarına gitmeyen bir şey olup olmadığı kaygı uyandırmadan yumuşak bir dille sorgulanmalıdır. Çocuklara iyi dokunma ve kötü dokunma arasındaki fark öğretilmelidir. Bir ailenin çocuğuna verebileceği en kıymetli hediye koşulsuz olumlu kabuldür. Çocuklara ne olursa olsun onları destekleyeceğinizi hissettirmelisiniz. Bu açıdan, sizden bir şeyler gizlemesine yol açacak cezalandırma, utandırma vb. suçlamalardan mutlaka uzak durmak gerekmektedir. Son olarak ne kadar klişe olsa da çok eskilerden beri süregelen önerileri de kulak arkası etmemek gerekir; çocuklarımıza tanımadığı kişilerden şeker ve çikolata almamaları gerektiği, ailesinden izin almadan tanımadığı bir arabaya binmemesi gerektiği bilgisi verilmelidir. Ayrıca, biri O’na dokunduğunda rahatsız olursa ‘hayır, bana dokunma’ diyebileceği ve bunun çocuklarımızın en doğal hakkı olduğu, başkalarıyla konuştuklarını aileleri ile paylaşabileceği, kendinden büyüklerin onlardan bir şey istedikleri ya da talep etmesi durumunda ebeveynlerinden ya da öğretmenlerinden izin alabileceği, tedirgin oldukları ortamdan uzaklaşabileceklerini paylaşmak gerekmektedir.

       Hiç şüphesiz ki, cinsel istismar, çocuklarımızın başına asla gelmemesini istediğimiz bir durumdur. Öte yandan pedofili gibi bir gerçeğin olduğunu kabul etmek ve çocuklarımızı bu konuda korumak, bilinçlendirmek aileleri, eğitimciler ve en önemlisi onların büyükleri olarak en büyük sorumluluğumuzdur. Bu açılardan, çocuklarımızla iletişim kurmak ve onları dinlemek çocuklarımızı cinsel istismardan korumanın en önemli adımıdır. Gerek sivil toplum kuruluşları, gerek kamu spotları gerek medya gerek aileler, gerekse okullar tarafından çocuklarımıza verilecek olan eğitim ve doğru bir iletişim kurmak onların olumlu benlik algılarını geliştirecektir. Olumlu benlik algısı gelişen çocuklar kendilerine güvenli olurlar ve rahatsız oldukları durumlardan kendilerini koruyabilirler. Ancak, unutmamak gerekir ki, ebeveyn içgüdüleri ile çocuklarımızı korumak sakin ve yumuşak bir üslup ile iletişim kurmayı gerektirir. Bu hassas konu, didaktik ve sorgulayıcı bir tavır ile ele alınırsa olumlu benlik algısı yerine kaygılı, korkak ve özgüvensiz bir duruşun yapı taşlarını atarız ki bu durum engellemeye çalıştığımız en baştaki konulardan bir tanesidir.

       Sonuç olarak, her nerede olurlarsa olsun tüm çocuklar bizim çocuklarımız. Çocuklarımıza doğru eğitimi vermek, onlarla güvenli bir ilişki kurmak, kendilerini korumayı öğretmek ve dış tehlikelerden onları korumak hepimizin en baştaki ve en önemli sorumluluğudur. Bu açılardan, çocuk istismarı gibi hassas ve üzücü bir konuyu iç kararttığı açısından görmezden gelmek ya da üzerini kapayarak düşünmek dahi istememek yerine bilmek ve bilinçlendirmek bu yolda çocuklarımıza ışık olacaktır. O ışıklı yolda ise olumlu benlik algısı olan çocuklar, güçlü duruşlu bir gelecek demektir. Tüm insanlık olarak ise hepimizin gayesi budur.

FARKINDALIKLA…

Uzman Klinik Psikolog

Burcu Boran

34
0
0
Yorum Yaz