EYVAH KARDEŞİM OLDU

2016-02-10 12:46:00
EYVAH! KARDEŞİM OLDU….
EYVAH! KARDEŞİM OLDU…. |  görsel 1
Kıskançlık, bireyi mutsuz kılan, huzursuz eden bir duygudur. En yaygın kıskançlık türü, kardeşler arasında görülen kıskançlıktır. Birden fazla çocuğun bulunduğu ailelerde, kardeş kıskançlığına çok sık rastlanır, rastlanması da doğaldır. Aşırı düzeyde olmamak şartıyla, kardeşlerin arasında kıskançlık olması hiç de yadırganacak bir durum değildir. Genellikle en çok görülen kıskançlık türü, büyük çocuğun kendisinden sonra gelen kardeş veya kardeşleri kıskanmasıdır. Bilindiği gibi, ilk çocuk, anne ve babanın göz bebeğidir, ailenin ilgi ve dikkat merkezidir. Çoğunlukla bir kardeşin gelişi ile ilk çocuğun saltanatı sona erer, çocuk, ailesinin sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak zorunda kalır, bunu da kabullenmekte güçlük çeker. Özellikle annesinin kendisinden sonra gelen kardeşle ilgilendiğini gören büyük çocuk, zaman zaman sevilmediğini, ihmal edildiğini düşünür, bundan da acı çeker, hüzünlenir.

Kardeş kıskançlığı, okul öncesi dönemde karşılaşılan en yaygın sorunlardan biridir. Bir sorun olarak algılanmakla birlikte aslında çocuklarınızın kardeşlerini kıskanması, onların anne babalarını çok sevmelerinden kaynaklanan normal bir duygudur. Bu durumda önemli olan çocuğun bu duyguyla nasıl başa çıktığı ve anne babanın onun bakış açısından olaya bakabilmesidir. Kıskançlığın en büyük nedeni; büyük kardeşin en değerli varlığını, anne babasını, kardeşiyle paylaşamamasıdır.” Fakat kıskançlık sadece büyük ya da ilk çocuklarda gözlemlenen bir durum değildir. “Küçük kardeş de büyüdükçe, büyük kardeşin becerileri karşısında kendini yetersiz bulur ve ona tanınan ayrıcalıkların farkına vararak kıskançlık duymaya başlar. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hâkimdir. Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir. Bazı anneler ilk çocuklarının kardeş sahibi oldukları ilk günlerde hiçbir kıskançlık belirtisi göstermediklerini, ancak aradan birkaç ay geçtikten sonra kıskançlıklarını dışa vurduklarını söylerler. Gerçekten de bazı çocuklar, başlangıçta kıskançlık belirtisi göstermezler, kardeşleri beşikte olduğu sürece, onu kendilerine rakip olarak görmezler. Ancak kardeşleri ayaklanmaya, evin içinde dolaşmaya başladığında, onun varlığından rahatsız olmaya başlarlar. Hele kardeşleri yarım yarım konuşmaya, cilve yapmaya başlayınca, bu rahatsızlıkları daha da artar. Çünkü küçük kardeşin yalnız anne ve babanın değil, yakın çevrenin de ilgisini çekmeye başladığını fark ederler, bu durum da, o ana kadar gizli kalmış olan kıskançlık duygusunun su yüzüne çıkmasına neden olur.

Benmerkezci bir doğaya sahip olan çocuk, ilgi ve sevgiyi paylaşmak durumuyla karşı karşıya kaldığında benliği zedelenir. Toplumumuzda sıkça karşılaştığımız “anneyi mi çok seviyorsun babayı mı?” şeklinde sorulara maruz kalan çocuk, artık seçimli bir dünyada olduğunun farkındadır. Aynı sorunun anne ve babasına da sorulma ihtimali çocuğu huzursuz eder. Yani anne ve baba kendisini yetersiz gördükleri için bir kardeşe ihtiyaç duymuşlardır. İlerleyen zamanla çocuk kardeşinden önceki krallığına dönemeyeceğini anlamış, pabucunun dama atıldığını hissetmiş ve ailesinin kendisinden uzaklaştığını düşünmeye başlamıştır. Daha çok uzaklaşma riski nedeniyle artık ebeveynin yanından ayrılmamaya, birlikte yatmaya, evin içinde birlikte dolaşmaya başlayabilir. Kimi zaman yalnız oynamak istemez, karanlıkta yatmak istemez. Okul öncesi dönemdeki çocuklarda derin bir neden sonuç ilişkisi henüz oluşmadığından çocuklar, tüm ilginin küçük kardeşleri üzerinde olduğunu gördüklerinde, ilgiyi kendi üzerlerine çekmek için bebeksi davranışlarda bulunabilirler. Parmak emmeye, alt ıslatmaya, biberon – emzik vb. istemeye, yemek yememeye başlayabilirler. Eğer ebeveyn bu durumu anlamayıp çocuğu eleştirirse çocuğun kaygıları daha da artar. Ebeveynle mücadele edilmeyeceğini bilen çocuk kardeşiyle mücadele etmeye başlar. Kimi zaman fiziksel zararlar verebilir. Ebeveyn bu davranışın sebebini anlayıp çözüm bulmak yerine çocuğuna kızdığında, çocuğun aklından geçenler pekişir. Yani “artık sevilmiyorum” düşüncesi daha da güçlenmiştir.

Kardeş kıskançlığı çeşitli şekillerde ortaya çıkar:

1)      Dile getirme: Bazı çocuklar kardeşlerine duydukları kıskançlığı sözleriyle dile getirir: “Keşke hiç doğmasaydı.”, “Kardeşimden nefret ediyorum.” gibi.

2)     Regresyon/ Geriye dönüş: Bazı çocuklar, kardeşlerinin doğmasıyla birlikte bebeklik döneminde görülen özelliklerini yeniden göstermeye başlarlar: emzik emme, alt ıslatma vb.

3)     İçine kapanma: Bazı çocuklar, sevilmediklerini düşünerek içine kapanabilir ve depresyona girebilirler.

4)     Zarar verme: Kıskançlığı yoğun olarak yaşayan çocuklar da kardeşlerine fiziksel zarar verebilirler: çimdiklemek, vurmak, düşürmek gibi.

Kardeş kıskançlığı ile ilgili bilinmesi gereken temel unsurlar:

-        Kıskançlık doğal bir duygudur ve anne babanın bir başkasıyla paylaşılamamasından kaynaklanır

-       Kardeşe karşı görünse de anne babaya karşı hissedilen kızgınlık ve kırgınlık duygularını yansıtır

-       Anne babaların tutumu çok önemlidir. Bu tutum çocuğun kıskançlık duygusunun azalmasına ya da artmasına yol açabilir.

O halde kardeş kıskançlığı yaratmamak için anne ve babalara pek çok görev düşer. Kardeş kıskançlığını engellemek veya yok etmek için formül yoksa da, bu duyguyu hafifletmek için pek çok yol vardır. Çocuklarına eşit davranan, onları birbirleriyle kıyaslamadan eğiten, çocuklardan birinin tarafını tutmayan ve bütün çocuklarına eşit sevgi ve ilgi gösteren anne-babalar, bu konuda başarılı sayılabilirler. Çocuklara eşit davranmak demek, hepsine aynı hediyeyi almak, hepsini aynı anda öpmek demek değildir. Eşit davranmak demek, her çocuğa ailede özel bir yeri olduğunu hissettirmek, her çocuğun bir değeri olduğunu kendisine göstermektir. Haksızlık yapmamak da, her çocuğa uygun olanı, ihtiyaç duyduğu zaman almaktır. Taraf tutmamak ise, kardeş kavgalarında sürekli aynı çocuğu haklı çıkarmamaktır.

Ailelere Öneriler

Öfkesini ifade edebilen bir çocuklar, yeni gelen kardeşi çok daha kolay kabullenebilmektedirler. Yapılacak şey, onu ne kadar çok sevdiğinizi ve anladığınızı söylemek, olumsuz duygularını, korkularını, kaygılarını, yargılayıp ayıplamadan ifade etmesine fırsat vermektir. Zaman zaman ne kadar yorgun, kızgın ve çaresiz hissettiğinizi çocuğunuzla paylaşabilirsiniz. Böylece onu, olumsuz duygularını ifade etme konusunda cesaretlendirerek örnek olursunuz. Dile getirilen olumsuz duygular, anlaşıldıklarında ve yargılanıp ayıplanmadıklarında yıkıcı etkilerini yitirir.

·         Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir. Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir.

·         Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.

·         En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söylemek, büyük çocuğun yanında küçükle ilgili konuşulanlara dikkat edilmesi konusunda uyarmak işe yarayacaktır.

·         Bebeğe sürekli "bebek" demek yerine doğrudan adını söylemeye başlamak bebeğin bir nesne değil de canlı bir varlık olduğunu anımsatacaktır. Bebeğe "benim" değil "bizim" diye başlayarak hitap etmek ve "Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.

·         Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır. Aksine aralarındaki ilişkiyi oluşturabilmek için bebeğe dokunmasına, bakımında görevler almasına, onunla vakit geçirmesine teşvik edilmelidir.

·          Birlikte ilk çocuğun bebeklik albümlerine bakılarak aynı evrelerden geçtiğini, ne kadar tatlı bir bebek olduğunu ve ne çok sevildiğini anlatmak işe yarayabilir.

·         Bazı anneler disiplin amacıyla çocuğu eğer istediklerini yapmazsa onu sevmemekle tehdit edebilir, dahası kardeşi çocuğa tercih edecekleri yönünde ifadeler kullanabiliyor. Bu gibi duygusal şantajlar, disiplin sağlamayacağı gibi, kıskançlığa zemin oluşturmaktan başka bir işe de yaramaz. Çocuğu sevilmediği ve istenmediği hissine sürükler, bu durumdan da kardeşlerini sorumlu tutmasına neden olur.

           Her çocuk eşsizdir, biriciktir ve ebeveynleri ile kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaçları vardır. Belirli bir zamana kadar evlerinde anne, baba ve yakınlarını kimse ile paylaşmak zorunda olmayan çocukların özellikle okul öncesi gibi benmerkezci oldukları bir dönemde, kendileri için çok önemli olan bu kişileri ve hayatlarını idam ettirdikleri evlerini bir kardeşle paylaşmak zorunda olmaları onlar için kolay bir süreç olmayacaktır. Ancak,Unutmayın ki kardeş kıskançlığı her çocuğun yaşayacağı normal bir duygudur. Önemli olan sizin çocuğunuzu anlamanız ve bu duyguyla başa çıkarken ona yardımcı olabilmenizdir.  Doğru yöntemler ile yaklaşıldığında çocuklar tecrübe ettikleri ve çok doğal olan bu kıskançlık duygusu ile baş etmeyi ve hem kendilerine hem de kardeşlerine zarar vermeyecek şekilde davranmayı öğreneceklerdir. Bu zorlu ancak, baş etme yöntemleri kazanıldığında keyifli geçecek olan süreçte bültende yazılan bilgilerin sizler için faydalı olmasını dileriz. Konu ile ilgili ekstra bilgi almak, ya da danışmak isterseniz okulumuzun rehberlik servisinden randevu alabilirsiniz.

 

                                                                                                                                                         SAYGILARIMLA

                                                                                                                                                   Uzman Klinik Psikolog

                                                                                                                                                             Burcu Boran

21
0
0
Yorum Yaz