DERS ÇALIŞMAK İSTEMEYEN ÇOCUKLA 5 ADIMDA BAŞA ÇIKIN

2016-02-10 12:39:00

Ders çalışmak istemeyen çocukla 5 adımda başa çıkın! “Ders çalışma sorunu, hem öğretmenlerin hem de anne-babaların en fazla şikayet ettikleri konulardan biri. Yetişkinlerin bakış açısına göre, çocuklara her türlü imkan ve fırsat sağlanmasına rağmen büyük bir sorumsuzluk göstererek ders çalışmıyorlar. Öğretmenler, anne babalar, ellerinden geleni yapmalarına rağmen istedikleri sonucu alamayınca da zaman zaman aşırı kaygılanıp öfkeleniyorlar. Duygularını yönetemedikçe de çocuklarının ders çalışma sorunu içinden çıkılamaz bir hal alıyor” Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın bu sözleri aslında binlerce velinin hislerine tercüman oluyor. Ders çalışmamak bir suç değil beynin tercihi! Ders çalışmama gerçekten de birçok öğrencinin sorunu. Çocuklar her türlü imkana... ...   Kaynak : asumank73.blogcu.com ... Devamı

BEN DİLİ NEDİR?

2016-02-10 12:30:00

BEN DİLİ NEDİR?   Şöyle bir dönüp çocukluğunuzu hatırlayın.  Devamlı yaptıklarınıza karışıldığında, eleştirildiğinizde ya da sen yaptın, sen kırdın, atlama, zıplama, sus vs.. denildiğinde neler hissettiğinizi düşünün.   Bu söylenenler etrafa zarar gelmesin diye ya da çocuğun kendini koruması için dahi olsa çocuğun duyduğu şey devamlı "sen, sen, sen" olacaktır. Dolayısıyla çocuk bunların sonucunda "ben çok yaramazım" sonucunu çıkaracaktır. "Bu ortamda istenilmiyorum" ya da "kimse beni istemiyor" vb.. Oysa söylenmek istenenleri "ben" dili ile söylediğinizde çocuk bunun sırf kendisine yüklenen bir şey olmadığını anlayacaktır. İletşimi kolaylaştıracaktır. Anne, baba "ben dili" ile iletişime geçip konuşmasına duygularını da ilave ettiğinde, çocuk yaptıklarını savunmaya, haklı göstermeye çalışmak yerine davranışlarına sahip çıkacaktır.           "Sen" diline örnek; "Gürültü yapma"  Çocuğun çıkarımı "Ben çok ses çıkarıyorum"  Neden gürültü yapmamamı istiyorlar? Bir süre sessiz kalsa da çocuk daha sonra nedenini anlamadığı için gürültü yapmaya devam edecektir.   "Ben" diline örnek; Gürültü yaptığın zaman kendimi kötü hissediyorum, başım ağrıyor. Çocuğun çıkarımı: "Annemin başı ağrıyor, sessiz olmalıyım"   "Ben" dili yetişkinler için de çok önemli. Eşinizle , dostunuzla konuşurken mutlaka hoşlanmadığınız şeyleri senin yüzünden şeklinde değil, ben bundan hoş... Devamı

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE İNATÇILIK VE "HAYIR" DEME DAVRANIŞI

2016-02-10 12:29:00

Okul Öncesi Dönemde İnatçılık ve “Hayır” Deme Davranışı   Sevgili velilerimiz, sizlerden gelen bir kaç soru doğrultusunda bu ay konumuzu, okul öncesi dönemde inatçılık olarak belirledik. Bu dönem 2 yaş civarında başlar. Eğer çocuğunuzda dediğinizin tersini yapma, isteklerinize direnme, hayır deme davranışları görmeye başladıysanız, tebrik ederiz, çocuğunuz sizden ayrılıp bağımsız bir birey olma yolunda ilk adımını atıyor. İnatçılık 2-5 yaş arası dönemde zaman zaman ortaya çıkan doğal bir süreçtir. 4 yaştan itibaren azalır. Bazı örneklerde bu davranış azalmadan önce son bir artış gösterir, buna “şansını zorlamak” da diyebiliriz. Bu dönemin anahtar kelimeleri “birey olduğunu kavrama” ve “dünyayı keşfetme”dir. Ebeveyn olarak bu dönemde ona, öneriler doğrultusunda ,destek olmanız gelecekte kendi kararlarını verme, birey olduğunun, kendisinin ve başkalarının  hakları olduğunun farkına varma konularında önemlidir. Sosyal anlamda kendini keşfetme sürecini yeme alışkanlıklarında kolayca gözlemleyebilirsiniz. Önce kendi yemek ister, daha sonra belli yemekleri yemeği reddeder, çünkü damak zevkini fark etmiştir. Bir süre sonra da yemek yeme, kıyafet seçimi gibi konularda sizi zorlamaya başlar. Bu sınırlarını keşfetme sürecidir. Yürümeye başladıkça, farklı kelimeler öğrendikçe özgürlüğü tanımlarlar. Sıkça kullandıkları “hayır” kelimesi, kendi varlıklarını ortaya koyma çabasıdır. Fakat bu sizinle inatlaştığı anlamına gelmez. Unutmayın ki, beyinleri fizyolojik ve psikolojik açıdan henüz doğru, yanlış, ahlaklı, zararlı gibi kavramları sizin gibi algılayacak kadar gelişmemiştir. Onlardan henüz mantık yürütme ve uyum s... Devamı

ÇOCUK GELİŞİMİNDE OYUN ve OYUNCAĞIN ROLÜ & ÖNEMİ

2016-02-10 12:51:00

ÇOCUK GELİŞİMİNDE OYUN ve OYUNCAĞIN ROLÜ & ÖNEMİ Oyun, çocukların kendilerini ifade ederken kullandıkları en doğal araçtır. Oyun terapisi ise çocukların sorunlarını, duygularını ve bazı iç çatışmalarını oynayarak dışa vurması için verilen bir fırsattır. Bu yöntem, çocukların kendi kendilerine, arkadaşları ile ve/ya anne&babaları ile oynadıkları oyundan farklı özellikler içerir. Oyun terapisi, çocuğun iç çatışmalarını ve bunlar kaynaklı doğan problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarına keşif yapmak ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesi amacıyla geliştirilmiş bir tekniktir. Örneğin, çocukların oyun oynadıkları esnalarında kendi kendilerini kurguladıkları oyunun içeriğinden tutun da, oyuncaklara gösterdikleri ilgi ve alaka, davranışları, tutumları oyun terapisi içerisinde büyük mesajlar içermektedir. Bu bağlamda çocuk, baş edemediği duyguları ve yaşadığı zorlukları yeniden canlandırmalar yaparak deneyimler ve bu sayede üstesinden gelmeye çalışır. Oyun terapisinde, terapistin desteği ile oynanan oyunda çocuğun duygusal alanda yaşadığı zorluklara odaklanılır ve iç dengesini kurmaya odaklanılır. Çocuklarla beraber oyun terapisi uygulamalarında uyguladığımız en önemli ortak payda çocuğa oyun esnasında kendilerini başlı başına bir birey olarak hissetmelerini sağlamaktır. O’na önem verilir, saygı duyulur, her şeyi duyumsadığı gibi söyleyebilir, oyuncaklarla nasıl istiyorsa öyle oynayabilir, sevebilir, nefret de edebilir ya da tamamen ilgisiz kalabilir. Ancak ne olursa olsun yine de kabul görür. Oyun terapisi tekniği, endişe, korku, özgüven eksikliği, çekingenlik, dürtüsellik, öfke kontrolü vb gibi sorunlar için kullanılabilir. Unutma... Devamı

ÇOCUK İSTİSMARI !!

2016-02-10 12:43:00

ÇOCUK İSTİSMARI !!         Saygıdeğer velilerimiz, bu ayki bülten konumuzu seçerken son zamanlarda haberlerde ve gazetelerde üzülerek takip ettiğimiz iç karartıcı ama bir o kadar da farkında olmamız gereken üzücü bir gerçek hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum: Cinsel çocuk istismarı. Ne Doğu’su ne Batı’sı ne zengini ne fakiri, ne eğitimlisi, cahili fark etmiyor.  Gün geçmiyor ki, çocuk istismarı ile ilgili haberler okumayalım, izlemeyelim. Ne kadar insanın huzurunu bozan, iç karartan bir konu olsa da bu gerçeğin, toplumdaki pedofililerin farkında olmalı ve çocuklarımızı bu durumdan korumak, en önemlisi de kendilerini korumalarını öğretmek hepimizin en temel görevidir. Peki, neler yapmalıyız?        Öncelikle oranlar hakkında genel bir bilgi vermek istiyorum. Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşlara göre dağılımları incelendiğinde %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11-17 yaş grubu olduğu bulunmuştur. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismarcıların %96’sı erkek ve %80’i de çocukların tanıdığı birisidir. Çocuk istismarcılığı, psikopatolojik adıyla pedofiliye son derece teşvik edici olduğu düşünülen çocuk pornosunda ise ülke olarak dünya genelinde 5. Sırada bulunmaktayız.  Bundan 3 sene önce bir adliyede adli psikoloğun yanında stajımı yaptığım zamanlarda, çocuk istismarının ne kadar yaygın bir olgu olduğunu ve aslında belirli bir kesimde değil, her kesimde olabileceğini ve çocukları korumanın en önemli adımının aileleri bilinçlendirmek gerektiği olduğunu düşünmüştüm. Çünkü karşılaştığım tablo beklediğimin çok çok &uum... Devamı

YENİ BİR OKUL DÖNEMİ VE ÇOCUKLARIN OKULA UYUM SÜRECİ

2016-02-10 12:15:00

YENİ BİR OKUL DÖNEMİ VE ÇOCUKLARIN OKULA UYUM SÜRECİ             Anaokuluna başlama hem aile hem de çocuk için çok önemli bir adımdır. Anaokuluna başlangıç aile için de çocuk için de zorlu bir süreç olabilmektedir. Bir tarafta ailesinden ayrılacak olmanın kaygısını yaşayan çocuk diğer tarafta ise çocukları için endişelenen aileler vardır ve bu aşamada çocukları hayatlarındaki bu değişikliğe nasıl uyum sağlayacakları konusunda hazırlamak önemlidir. Çocuklar anaokuluna başlayana kadar, ailesinin içinde kurmuş olduğu düzene ve iletişim biçimine alışkındır. Bu nedenle okula yeni başlayan çocuğun anne-babasından ayrılması kaynaklı düzenlerinde oluşan değişiklik karmaşık duygular hissetmesine neden olabilmektedir. Ailesi içinde tüm ilgi onda iken okulda sınıftaki çocuklardan biri olmaktadır. Evinde sadece dört-beş kişi ile iletişim kurarken okulda çok daha fazla kişiyle iletişim kurmak zorundadır. Aile düzenlerinde hem anne baba ve diğer kişilerin ilgisi onun üzerindeyken ve oyuncaklarının tek sahibi kendisi iken okulda öğretmenini ve oyuncaklarını paylaşmayı öğrenmelidir. Karşılaştıkları bu yeni  ortamda kaygı duymaları ve çeşitli davranış değişiklikleri göstermeleri oldukça doğaldır. Ebeveynlerin hem kendileri hem de çocukları için bu durumu doğal bir süreç olarak görmeleri oldukça önemlidir. Anaokuluna başlarken yaşanan bu ayrılığın çocuğu olumsuz etkileyip etkilemeyeceği anne-babaların en çok aklına takılan sorudur. Çoğu zaman, çocukların okula yeni başladıklarında ya da tatil sonrası okulun ilk günlerinde ilk gün göz yaşları oldukça yaygın görülebilmektedir. Ç... Devamı

DUYGULARA AYNA TUTMAK

2016-02-09 15:40:00

DUYGULARA AYNA TUTMAK Lunaparktaki, görüntünüzü çarpıtan, acayip şekilli aynalara hiç baktınız mı? Bu size ne hissettirdi? Gerçekte aynadaki görüntüye benzemediğinizi ve bunun hatalı bir yansıma olduğunu bildiğiniz için güldünüz. Fakat ayna yalnızca sizin görüntünüzü yansıtsaydı ondan kuşkulanmak aklınıza bile gelmeyecekti ve aynadaki komik görüntünün size ait olduğuna inanacaktınız. Çocukların da, ebeveynlerinin onlara yansıttığı kendi imajlarından kuşkulanmak için hiçbir nedenleri yoktur. Çocuklar, genellikle ebeveynlerinin aptal, tembel, sakar, düşüncesiz, bencil, sorumsuz, ya da sevimsiz gibi olumsuz değerlendirmelerini bile kabul ederler. Çocuklara "Sen asla doğru bir şey yapmazsın" ya da "Çok sakarsın" denmesi, onların kendilerini iyi, yetenekli ya da zarif hissetmelerini sağlamaz . Çocukları tembel, aptal ve mızıkçı diye etiketlemek onları zeki, çalışkan ve dürüst insanlara dönüştürmek için motive etmez. Ebeveynin olumsuz yansıtması, çocuğun kendi gözündeki imgesini kolayca çarptırır. Çocuklar, ayna karşısındaki imajlarına bakarak fiziksel benzerliklerini öğrenirler. Duygusal benzerlikleri de, onlara yansıtılan duyguları dinleyerek öğrenirler. Bir aynanın işlevi herhangi bir kusur ya da iltifat eklemeksizin, bir imajı olduğu gibi yansıtmaktır. Bir aynanın bize "Gözlerin kanlanmış ve yüzün şişmiş. Her yerin pislik içinde. Kendin için bir şey yapsan iyi edersin" demesini istemeyiz. Bir aynadan vaaz değil bir görüntü isteriz. Aynı şekilde duygusal aynanın da işlevi duyguları çarpıtmaksızın olduğu gibi yansıtmaktır. "Çok öfkeli görünüyorsun." &quo... Devamı

“HAYIR” DEMEK YERİNE BAŞKA BİR SEÇENEK VAR MI?

2012-06-11 10:35:00

  “Hayır” kelimesi olumsuzluk ifade eder. Çocuklar “hayır” kelimesinden hiç hoşlanmamakla birlikte anne babaya da bol bol “hayır” derler. Bunun iki sebebi olabilir. Çocuk etrafından “hayır“ kelimesini çok duyuyordur ya da kendini nasıl ifade edebileceğini bilmiyordur. Bunun için öncelikle hayatımızı hayırlar üzerine kurmamak gerekiyor. Devamlı hayır denilen bir çocuk engellenmiş hissi yaşar ve sonunda isyan eder. Tabi ki yeri geldi mi “hayır” denmeli. Çocuk sınırını öğrenmeli. Çocuğunuz her şeye “hayır” dediğinizde “hayır” kelimesinin anlamını tam öğrenemeyecektir. Aynı şekilde her şeye “evet” de dememek gerekiyor. HAYIR ve EVET kelimelerini dengeli, doğru ve yerinde kullanıldığında çocuk da kendisinden bekleneni, yapması ve yapmaması gerekenleri çok daha iyi anlayacaktır. Hayır kelimesinin üzerinde duruyorum çünkü “hayır” kelimesi biz yetişkinleri de oldukça rahatsız eden bir kelimedir. Peki o zaman neden istemediğiniz bir şeyi çocuğunuza yapasınız? Peki ben hoşuma gitmeyen bir durum olduğunda ne yapmalıyım diye soracak olursanız “hayır” demek yerine diğer alternatifleri kullanmanızı size önereceğim. Böylece ilişkiniz çok daha olumlu yönde değişecektir. Çocuğunuzun size karşı dirençli davranmasını da engelleyecektir.                                  Örneğin; soğuk bir gün ve çocuğunuz dışarı çıkıp oynamak için izin istiyor. Eğer “hayır” derseniz çocuğunuz dirençle size karşılık verebilir. Oysa ona seçenek sunduğunuzda, çocuk reddedilme duygus... Devamı

Çouklar Duyduklarına Değil, Gördüklerine İnanırlar

2012-05-07 13:55:00

Çocuklara hep öğüt vermek ya da engellemek yeterli ve en kolay yöntem olarak görülür. Çocuklara  "Dur", "Yapma", "Dokunma" denilir bol bol. Eğer bir gün önce dokunma dediğiniz şeye siz dokunmuşsanız çocuğunuz da bunu yapmak isteyecektir. Kendisine neden dokunma dendiğini anlamayan çocuk, çatışma yaşayacaktır.  Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz öğütleri kendiniz de uygulayarak ona örnek olursanız daha kalıcı olacak ve öğütlerinizi bir yaşam biçimi olarak benimseyecektir.     Örneğin; İstemediğiniz bir telefon araması geldiğinde  "aman şimdi açamam" deyip sonra o kişiye "telefonunu duymadım" dediğinizi duyan çocuk yalancılığı öğrenecek ve verdiğiniz hiçbir öğüt işe yaramayacaktır.     Sevgiler   Psk. Mutlu Markal        ... Devamı

Çocukla Doğru İletişim Kurmak

2012-05-07 12:55:08

  ÇOCUKLA DOĞRU İLETİŞİM KURMAK Hayata karşı bakış açınız, tutumunuz, beklentileriniz, ilgileriniz ve en önemlisi iletişim tarzınız çocuklarla aranızdaki ilişkiyi etkilemektedir. Bir çocuk yetiştirirken onunla kuracağınız iletişimin çok büyük önemi vardır. Doğru şekilde iletişim kurarak, ilişkilerinizi kuvvetlendirebilirsiniz. Böylelikle konu ne olursa olsun yaşanacak tüm sıkıntılar atlatılabilir ancak hatalı bir iletişim tarzına sahipseniz en ufak sorunlar bile kaos ortamı yaşanmasına neden olabilir. Bu da ilişkilerin kopmasına neden olacaktır. İlk çocukluk dönemindeki iletişim tarzınızın çocuğun karakteri üzerinde etkili olacağını da unutmamak gerekir. Peki doğru iletişim kurmanın yolları nelerdir?         İyi bir dinleyiciolmak en önemlisidir. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin. Göz teması kurarakkonuşun. Bu iletişimin önemli sözsüz ipuçlarından biridir. Bu onun kendisini önemli hissetmesini sağlar. Onunla gerçekten ilgilendiğinizi düşünecektir. Konuşma başlamadan önce onu kucağınıza alabilir ya da onun mesafesinde oturabilirsiniz. Yukarıdan konuşmanız onun karşısında bir güç olduğunuz imajını yaratabilir. Söylediklerini anladığınızı belli etmek için onay işaretleri verin. Başınızı sallayabilirsiniz, Onay vermek için “hı hı” diyebilirsiniz. Diyelim ki haksız olduğu bir konu var. Dinlememek ya da konuyu konuşmamak kötü olacaktır. Mutlaka hatalarını da dinlemelisiniz. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve özgür bir ortamda bunu her zaman söyleme h... Devamı

Oyunun Önemi

2012-04-05 14:39:23
Oyunun Önemi |  görsel 1

  “Çocukların Oyunu Oyun Değil, Onların En Gerçek Uğraşıdır”   (Montaigne) Çocuklarınızı tüm gün boyunca zevkle bir o kadar da ciddi bir iş edasıyla dur durak bilmeden oyun oynarken bulabilirsiniz. Peki bu hiç sıkılmadan oynadıkları oyunlarda ne buluyor çocuklar? Yeri geliyor çikolatadan, en sevdiği ayısından bile sıkılabiliyorlar ama oyun oynamaktan neden sıkılmıyorlar?     Cevabı şu; çocuklar oyunlarında hayatı deneyimliyorlar. Hayatın bir provasını yapıyorlar adeta. Çocuk, oyunu yeni bilgiler edinmek için de oynuyor. Yeri geliyor sosyalleşmek, arkadaş edinmek için de oynuyor. Bunun dışında oyunların daha bir çok işlevi var. Bunların arasında duygu ve düşünceleri ifade etmek, yeni bilgiler, beceriler öğrenmek,  ruhsal gerginliklerini çözümlemek, fiziksel, bilişsel gelişimlerini geliştirmek, dil becerilerini geliştirmek, yaratıcılıklarını arttırmak yer alıyor. Bir de oyunların çocuklar üzerinde iyileştirici bir etkisinin olması çok önemli. Zaman zaman çocuklar gergin olabiliyorlar. Farklı davranabiliyorlar. Neden öyle davrandığını anlamak yetişkin için çok zor olabiliyor. “Neden böyle davranıyor bu çocuk bir türlü anlayamıyorum” cümlesi tanıdık gelebilirJ  Çocuğun sözel olarak bilgi veremeyeceği durumlarda, çocuğunuzun oyunlarını gözlemeniz size birçok bilgi verecektir. Çünkü böyle durumlarda çocuklar, ifade etmede zorlandıkları korkularını, sevinçlerini, üzüntülerini oyunlarına mutlaka yansıtırlar. Yansıtmanın yanında onları kaygılandıran ya da rahatsızlık veren durumları oyun içerisinde tekrarlayıp, uygun bir çözüm bulana kadar da devam ederler. Uygun çözümler ... Devamı

Dikkat Eksikliği Nedir? Neler yapılabilir?

2012-01-30 11:27:00

  DİKKAT EKSİKLİĞİ:  Zihinsel uğraş gerektiren durumlarda konsantre olamama durumudur. Dikkat eksikliği görülen çocuklarda sadece dikkat eksikliği olabileceği gibi buna hareketlilik ve dürtüsellik de eşlik edebilir.     “Benim çocuğum televizyonu çok uzun süre, hiç başından kalkmadan izler. Demek ki dikkat sorunu yok.”   Böyle düşünen aileler çok fazla. Ancak dikkat eksikliği olan çocuklar tam tersi eğlenceli, ilgilerini çeken, renkli ve canlı görüntülerin olduğu televizyon ve bilgisayar oyunları karşısında saatlerce sıkılmadan durabilmektedirler.       HAREKETLİLİK : Sorun olarak kabul edilen hareketlilik  genellikle amaca yönelik olmamasıyla normal bir hareketlilikten ayırt edilebilir. Çocuk oturduğu yerde kıpır kıpır olabilir veya motor takılmış gibi hareket edebilir veya düz duvara tırmanırcasına hareketli olabilir.   DÜRTÜSELLİK: Sırasını bekleyememe, konuşurken söz kesme, düşünmeden hareket etme dürtüsellik örnekleridir. Ayrıca bu çocuklar oyun ve okul kurallarına uymakta güçlük çekerler. Dürtüselliklerinden dolayı davranışları istemeden yaparlar. Bu nedenle de sıklıkla arkasından pişmanlık ve üzüntü duygusu yaşarlar. Bunlarla birlikte çocuk ailesi ve öğretmenleriyle iletişim sorunları yaşamaya başlar. Öğrenme sorunları, davranım bozuklukları, kaygı bozuklukları eşlik edebilir.   Yapılabilecekler; Çocuğunuzun yapamadıklarını görüp onu devamlı uyarmaktansa yapabildiklerini görüp onu övün. Böylece öncelikle iletişim kuvvetlensin.  Bundan sonraki adımınızda  evde oy... Devamı