ANNE & BABA TUTUMLARI

2015-02-15 22:27:00

Kişilik gelişimi yaşam boyu süren, genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak şekillenen bir olgu olsa da, çocukluk dönemi kişiliğin gelişmesi ve şekillenmesi açısından çok önemlidir. Erken çocukluk dönemi olarak adlandırdığımız 0-6 yaş arasındaki dönem çocukların çevreleri ile etkileşimlerinden en çok etkilendiği, kişiliklerinin büyük ölçüde şekillendiği dönemdir. Bu dönemde çocuk, sosyal bir birey olmayı öğrenirken, kişilik oluşumu açısından gerekli olan özdeşimi model alarak yapar. Çocuğun özdeşim kurmak için seçmiş olduğu model genellikle anne babasıdır, bu nedenle ebeveynlerin çocuğa karşı tutumunun yanı sıra kendi aralarındaki iletişimleri de çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi açısından önemli bir etkendir.                 Çocuğun anne babasından aldığı iki temel şey vardır; sevgi ve eğitim. Her ikisinin de yetersiz veya aşırı olduğu durumlarda çocukta olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Sağlıklı bir birey anne babasından sevgi ve eğitimi dengeli bir şekilde alarak gelişir. Ailelerin sevgi ve eğitim  (disiplin) konusundaki aşırılığı veya yetersizliği çocukta sağlıksız psikososyal gelişim özellikleri görülmesine neden olabilmektedir. Ailede; anne babanın çocukla nasıl iletişim kurduğu, istendik davranışları nasıl kazandırdığı, çocuğun aile içinde bir birey olarak kabul edilip edilmediği, sevginin nasıl ifade edildiği, eğitimde kullandığı disiplin yöntemleri gibi hususlar anne baba tutumunun nasıl olduğunu belirler. Uygun anne- baba tutumlarının, çocuğun sosyal gelişimindeki etkileri şöyle sıralanmaktadır: ·         Aile, çocuğun grup için... Devamı

SINIR KOYMA VE ALTERNATİF DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

2014-12-06 03:45:00

Anne babaların çocuk yetiştirme ile ilgili çocuklarına “sınır koymak” ve “otorite sağlamak” konusunda sorunlar yaşadığı gözlemlenmektedir. Her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Çocuğunun mutlu, başarılı, iyi bir kişiliğe sahip bir birey olarak toplumda yer almasını arzu eder. Her zaman bilinen bir söz vardır: “Eğitim ailede başlar.” İşte burada ailenin vereceği iyi eğitim, çocuğuyla kurduğu sağlıklı iletişim becerilerini kullanmasına bağlıdır.   Sınır koymak nedir? Sınır koymak, çocuğun kendisini emniyette hissederek hareket edebileceği alanı belirleyen yardımcı ve yol gösterici işaretleri çocuğa sunmaktır.   DİSİPLİN, CEZA DEĞİLDİR! Disiplin ve ceza aynı şey değildir. Araştırmalar vurmak, tokat atmak veya sözel saldırılarla disiplinin sağlanamadığını gösteriyor. Bu tip cezalar kısa dönemde hızlı sonuç veriyor gibi gözükse de uzun dönemde kalıcı zararlar doğurmaktadır. Fiziksel cezalar, utanç ve umutsuzluk duyguları yükleyerek çocuğun kendisine saygısını yitirmesine neden olabilir. Ayrıca çocuğa şiddetin geçerli ve uygun bir davranış olduğu, güç kullanarak istediklerini elde edebileceği kavramı öğretilmiş olacaktır.             Çocuklara doğru davranışı öğretirken ceza yerine, nasıl davranıp nasıl davranmayacaklarını ve bunların nedenlerini açıklamak gerekir. Büyükler yasaklar yerine geçerli olan davranışların altını çizmelidirler. Örneğin, "Giyeceklerini yere atma!" yerine "Lütfen giyeceklerini yerden kaldır; çünkü yeri süpürmem gerekiyor." demelisiniz.   Anne- baba ve okul disiplini             Evde... Devamı

Yaz Tatiliii :))

2014-11-17 21:42:00

Beklenen yaz tatili sonunda kapımızda… Çocuklar yaz mevsiminin getireceği neşeyi ve heyecanı uzun zamandır büyük bir hevesle bekliyorlar. Yoğun bir tempo ve enerji ile geçirdikleri okul döneminin ardından gelen yaz mevsimi onlar için bazen eğlenceli bir tatil bazense doğayla baş başa olabilecekleri keyifli enerjilerini açık havada doya doya atabilecekleri büyük bir motivasyon kaynağı oluyor… Tatil yılın yorgunluğunu atarken, çocuklara hem zihnen hem de bedenen bir dinlenme ortamı sağlar. Aynı zamanda siz değerli velilerimiz için de onlarla birlikte pırıl pırıl bir havada bolca kaliteli zaman ve paylaşım yapmanız için olanak yaratır. Çocuklara verilebilecek mesajların tatil süresince oyunlar ile bol bol verilebileceği, onların ilgi ve yeteneklerine daha çok odaklanıp hem onları keşfetmeye hem de onların kendilerinin ilgi ve yeteneklerini keşfetmeleri için bir fırsat denilebilir. Yaz süresince okula devam edecek çocuklar için de aileleri ile tatile gidecek çocuklar için de yaz süresince hayaller kurmak ve keyifli süre geçirebilecekleri olanaklar yaratmak çocuklarımızın en doğal hakları… Ancak onların hayalleri ve planları tüm gün evde televizyon seyretmek veya bilgisayar ile oynamak olabilir J Ki böyle de olması muhtemeldir. Bu dönemde anne-babalar olarak onlara doğru yönlendirmeler yapmak, hem keyif alabilecekleri hem de gelişimlerini destekleyecek fırsatlar sunmak onların mutluluğu açısından oldukça önemlidir. Yaz dönemi boyunca çocukların hem bilişsel hem de sosyal açıdan gelişimlerini destekleyecek aktiviteler yaratarak çocukların yaz tatili sürecini verimli geçirmeleri, tüm sene boyunca öğrendiklerini pekiştirmeleri, bol bol açık havada enerjilerini atabilecekleri koşullar sağlama... Devamı

ÇOCUKLARDA PSİKOLOJİK GELİŞİM EVRELERİ

2014-11-17 21:28:00

Çocuğunuzun niçin belli bir davranışı sergilediğini anlayabilmek için öncelikle gelişim evreleri ve bu evrelere özgü davranış değişikliklerinden haberdar olmanız gerekir. Bu açıdan bu ayki bülten konumuzda okul öncesi dönemdeki çocuklarımızın gelişim dönemleri özellikleri hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum. Her çocuk farklı karakteristik özellikleri ve farklı gelişim hızıyla ayrı birey olduğuna göre, tipik davranış tanımları her çocuk için geçerli değildir. Bilindiği gibi, insan doğumundan ölümüne dek gelişimini belirli dönemler içinde sürdürür. Çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılık olarak bilinen bu dönemler birbirinde kesin sınırlarla ayrılmamışlardır. Her evre bir önceki evrenin etkisinde oluşur ve bir sonrakini etkiler. Bir başka değişle, çocukluk dönemi, ergenliği, ergenlik erişkinliği büyük ölçüde etkiler. Bu dönemlerin birbirinden diğerine geçiş, sadece bireyin bedensel gelişimiyle ilgili olamayıp, duygusal, toplumsal, ekonomik ve kültürel etkenlerin rol oynadığı bir oluşum ve gelişimdir. Öte yandan her dönem, kendine özgü ve belirli bedensel, duygusal ve toplumsal özelikler taşır. (Yavuzer, 1999; Oktay, 1999).             Bebeklik döneminin bittiği, çocukluk döneminin başladığı ve 6 yaşına kadar sürecek bu okul öncesi evrenin başlıca gelişimsel görevi çocukların kendi yeterliliklerini sergilemekte ısrar ederek kendi insiyatiflerini elde etme çabalarıdır. Bu yaş dönemi çocuğu, artık anne babanın beklentileri doğrultusunda davranmak yerine evin patronu olup istediklerini anne babaya kabul ettirmek çabasındadır. Daha önceleri çabalarında, uğraşlarında herhangi b... Devamı

ÇOCUK GELİŞİMİNDE OYUN VE OYUNCAĞIN ROLÜ VE ÖNEMİ

2014-03-13 23:34:00

ÇOCUK GELİŞİMİNDE OYUN ve OYUNCAĞIN ROLÜ & ÖNEMİ Sayın Velilerimiz; bu ay sizlere okulda gerektiğinde kullandığımız yönetmelerden oyun terapisinden ve oyunun öneminden bahsetmek istiyorum. Oyun, çocukların kendilerini ifade ederken kullandıkları en doğal araçtır. Oyun terapisi ise çocukların sorunlarını, duygularını ve bazı iç çatışmalarını oynayarak dışa vurması için verilen bir fırsattır. Bu yöntem, çocukların kendi kendilerine, arkadaşları ile ve/ya anne&babaları ile oynadıkları oyundan farklı özellikler içerir. Oyun terapisi, çocuğun iç çatışmalarını ve bunlar kaynaklı doğan problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarına keşif yapmak ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesi amacıyla geliştirilmiş bir tekniktir. Örneğin, çocukların oyun oynadıkları esnalarında kendi kendilerini kurguladıkları oyunun içeriğinden tutun da, oyuncaklara gösterdikleri ilgi ve alaka, davranışları, tutumları oyun terapisi içerisinde büyük mesajlar içermektedir. Bu bağlamda çocuk, baş edemediği duyguları ve yaşadığı zorlukları yeniden canlandırmalar yaparak deneyimler ve bu sayede üstesinden gelmeye çalışır. Oyun terapisinde, terapistin desteği ile oynanan oyunda çocuğun duygusal alanda yaşadığı zorluklara odaklanılır ve iç dengesini kurmaya odaklanılır. Çocuklarla beraber oyun terapisi uygulamalarında uyguladığımız en önemli ortak payda çocuğa oyun esnasında kendilerini başlı başına bir birey olarak hissetmelerini sağlamaktır. O’na önem verilir, saygı duyulur, her şeyi duyumsadığı gibi söyleyebilir, oyuncaklarla nasıl istiyorsa öyle oynayabilir, sevebilir, nefret de edebilir ya da tamamen ilgisiz kalabilir. Ancak ne olursa olsun yine de kabul görür. Oyun terapisi tekniği, endişe... Devamı

ÇOCUKLUK DÖNEMİ ŞİDDET DAVRANIŞI

2014-03-05 07:19:00

ÇOCUKLUK DÖNEMİ ŞİDDET DAVRANIŞI Hem ülkemizde hem dünyada ciddi bir sorun haline gelen bu konunun medya ile ilişkisi artık göz ardı edilemezken, ailelerin üstüne daha fazla sorumluluk düşmektedir. Klinik Psikolog Merve Soysal Başa’nın Davranış Bilimleri Enstitüsü’nde yayınlanan yazısında şiddet davranışı bir kendini ifade etme yöntemi olarak bahsediliyor. Çocukların kelime hazneleri henüz bir yetişkininki kadar olmadığı için kendilerini farklı şekillerde ifade ederler. Peki bu çoğu zaman oyun yoluyla olurken ne oluyor da şiddete dönüşüyor? Artık literatürde kabul edilen şu yargı bu sorunun cevabı olabilir, çocuklar biyolojik ailelerinin genetik ve davranışsal yansımalarıdır. Şiddet gören çocukların şiddet göstermeye yatkın olması yadsınamaz. Ancak çocuk evde şiddet görmese de bir yerden görüp taklit ettiği şiddet davranışına aileden gelen geribildirim de belirleyici olur. Bu tür bir davranıştan sonra aile telaşa kapılıp isteklerini yerine getirirse bu onun için pozitif bir geribildirim olur. Tam tersi baskı, ceza veya şiddetle karşılaşması da onları isyana ve saldırganlığa yatkın hale getirebilir. Burada yine anne baba olma ve çocuk eğitiminin en zor iki kavramıyla karşılaşıyoruz; denge ve kararlılık. Şiddete karşı tutumunuzda denge ve kararlılığı sağlayabilmeniz için davranış bilimcileri tarfından hazırlanan bir kaç öneriyi derledim. ·         Şiddet davranışı kendini ifade etme biçimidir fakat yanlış bir ifade şeklidir. Çocuğa bunun doğru yol olmadığını öğretilebilmesi için aile, ona örnek olmuş veya olacak davranışları fark edip kaçınması gerekir; örneğin, trafikte camın arkasından derdinizi anlatmaya çalışırken bağırmanız, maçın en heyecan... Devamı