UYKUYA DALMADA DİRENÇ, SIK UYANMA VE UYKUYU ALAMAMA

2013-11-04 00:43:00

                                      Sevgili velilerimiz, bu ay sizlerden gelen sorulara göre seçtiğimiz  ‘yatağa gitmekte direnç’ gösterme konusu ile ilgili paylaşımda bulunmak istedik. Sık uyanma veya uykuyu alamama kalitesiz uyku belirtisidir. Çocuğununuzun günlük hayatını olumsuz etkileyen bu kalitesiz uykunun nedeni genellikle fizikseldir, solunum yolu problemleri gibi. Eğer çocuğunuz horluyorsa, ağzı açık uyuyorsa veya uyku sırasında aşırı hareketlilik gözlemliyorsanız bununla ilgili bir doktora görünmesi gerekir. Bu direncin iki temel nedeni vardır; fiziksel ve psikolojik. Bir çocuğun uykuya dalarken temel ihtiyacı güvenlik hissidir. Bu güvenlik hissini sarsan fiziksel nedenler, hastalık, solunumda güçlük, o sırada odada yalnız olması, odanın karanlık olması, rahatsız edici sesler olabilir. Ayrıca yatmadan önce gıda alımı da çocuğu fiziksel olarak rahatsız eden bir etkendir. Bu etkenlerin, rahat bir uyku için değiştirilmesine rağmen çocuk hala direnç gösteriyorsa, konu psikolojik demektir. Eskiden çocuklar akşamları babalarının yollarını gözlerken, şimdi koşullar gereği annenin de yollarını gözlüyorlar. Özellikle anne ve babası çalışan çocuklar için akşamları altın değerindedir. Sizlere tüm gün neler yaptıklarını anlatırlar, oyun oynamak için can atarlar ve bu hiç bitmesin isterler. Bu noktada saat planlaması önemlidir. Yemek saati, oyun saati, pijama giyme, dişleri fırçalama vb. Her ailenin farklı bir saat sistemi olabilir. Burada önemli olan nokta sıralanan oyunların ve aktivitelerin hareketliden yavaşa doğru olması ve anne babanın bir düzen içinde hareket etmesidir. Televizyonun k... Devamı

ZEKİ OLMANIN YOLLARI

2013-01-08 21:13:00

Zeki Olmanın 15 Yolu. {mosgoogle none}Kaç defa beyninizin durduğunu, çalışmadığını hissettiniz? Patrona birşey sunmanız veya yazı yazmanız gerektiğinde genellikle neden bu durum ortaya çıkıyor? James Thorton’a göre bunun nedeni yaşlandık...ça hafıza gerilemesi değil. Sadece bilişsel zekamızı geliştirme ihtiyacından dolağn bir uyarı.. Bu yüzden düşünmeye biraz ara verip daha iyi düşünmek ve yaratıcı zekanızı geliştirmek için yapmanız gereken 15 tavsiye sunuyor..{mosgoogle none} Zekanızı parlatan öneriler 1. Doğru zamanlama yapın. Çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu geç insan ise öğleden sonra daha net düşünür. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin. 2. İyi bir eğitim alın fakat abartmayın. Psikolog Dean Keith Simonton, okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu söyler. Ardından artan bir şekilde, mezuniyete odaklanma yaratıcılığı düşürür. “Etkili yazmada psikiyatrist olarak büyük bir yazar olmazsınız.” 3. Konfiçyüsü dinleyin. Bir numara “hafıza yardımı” hafıza araştırmacılarının kendileri tarafından kullanılır: Not edin. Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır”. 4. Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygıya meyilli iseniz; bu bir işe yaramayabilir.. {mosgoogle none} 5. Var olanlar için yeni hafızaları sağlama bağlayın. Michigan Üniversitesi Bilişsel Araştırmacı Denise Park, “Varolan hafızanızın yeni bilgilere uyum sağlayan bir darağacı olarak düşünün. Yeni bilgileri ayrılan alanın dışında bırakmayın. Özel olarak, hafıza kaybı i... Devamı

ZEKAYI GELİŞTİREN BİTKİLER

2013-01-08 21:10:00

ZEKA GELİŞTİREN BİTKİLER  Birçok şifalı bitki ve baharatın tıbbi etkisi bulunuyor. Bunların içinde beyin sağlığını da destekleyenler de var. İşte daha keskin bir zekaya sahip olmak için yemeniz gereken bitkiler! ... Reader's Digest dergisinde yer alan habere göre, beyninizi, hafızanızı korumak ve kuvvetlendirmek istiyorsanız özellikle bu dört şifalı bitkiye odaklanmalısınız: 1. Zerdeçal: Bu hardal sarısı toz bir antioksidan ve aynı zamanda güçlü bir anti-inflamatuardır. Zerdeçalın her gün acı baharatların içinde yendiği Hindistan'da Alzheimer gelişme riskinin Amerika'dan yüzde 25 daha az olduğu belirtiliyor. Laboratuar çalışmalarında, zerdeçalın içindeki aktif madde olan "Curcumin" ile beslenen farelerde Alzheimer'la ilişkili amiloid plaklarının daha az oluştuğu belirlendi. Zerdeçalı baharatlı yemeklerinize ya da yumurta salatanıza toz olarak atabilirsiniz. Ya da şehriye çorbasına ekleyebilirsiniz. 2. Adaçayı: Nane ailesinin bir üyesi olan adaçayı, hafıza artırıcı olarak biliniyor ve beyni Alzheimer'a neden olan belirli süreçlere karşı koruyor. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, sağlıklı genç yetişkinlerin adaçayı hapları içtikten sonra kelime hatırlama testlerinde daha başarılı oldukları tespit edildi. Adaçayını omletlere, domates sosuna, kızarmış tavuğunuza ekleyebilirsiniz. Ya da 2 çay kaşığı kurutulmuş adaçayını kaynamış suya atıp şifalı bir etkiye sahip çay elde edebilirsiniz. 3. Wasabi: "Japon Hardalı" olarak da bilinen ve bayır turpundan elde edilen yeşil renkli macun Wasabi, hardal ailesinden geliyor. Genellikle suşi ile birlikte yeniyor. Sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurmalarına yardım ediyor. Herhangi bir balık çeşidiyle iyi giden bu gıdayı ... Devamı

YAŞAM İÇİN KURAL VE SINIRLAR NEDEN GEREKLİDİR?

2012-12-19 22:38:00

  Anne baba olarak belki de en kafa karıştırıcı konulardan biri, “kural”lardır. Nerede kural koymalıyım?,  Ne kadar kural koymalıyım?, Sınır koymam gerekli mi?, Ne zaman koymalıyım? gibi pek çok soruyu da beraberinde getiren bir konudur. Kural ve sınırlar gerçekten gerekli midir? Belki de öncelikle bu soruya cevap vermek önemlidir. Bir örnek vererek başlayalım isterseniz; yeni bir ev satın alıyorsunuz. Eve mutlulukla yerleşiyorsunuz. Çok mutlusunuz çünkü kendinizi en güvende ve rahat hissettiğiniz size ait bir yer. Ancak bir süre sonra evin duvarları, kolonları, kirişleri sürekli hareket ediyor, sallanıyor, oynuyor, yer değiştiriyor.  Ne hissedersiniz? Kulağa çok hoş gelmiyor değil mi? İşte çocuklar için de,  sınırlar ve kurallar evin duvarlarının size hissettirdiği duyguyu hissettirirler. Ya güvende ya da güvensiz; ya rahat ya da rahatsız; ya belirgin ya da belirsiz… Bu durumu biraz açmakta fayda var: Çocuk büyürken çevresini keşfetmeye başladıkça, dış dünyayı,  dış dünyanın kurallarını, beklentilerini öğrenmek ister.  Bu keşifle beraber kendi beceri ve potansiyelini de görmeye ihtiyaç duyar. Bu merakla ve öğrenme isteği ile nereye kadar gidebileceğini ve neler olabileceğini bilmek ister. İşte kurallar ve sınırlar,  bu öğrenme ve keşif sürecinde, çocuklara yol göstermesi açısından çok önemli bir role sahiptir. Kurallar ve sınırlar da yaşayan birer organizmadır aslında, yaşa ve duruma göre ayarlanabilen.  Ve en önemlisi sağlıklı gelişim için gereklidir. Çocuğun ilk keşif ortamı evi, bu keşifte çocuğa yol gösteren de anne babasıdır. Evde ve dolayısıyla dış dünyada kabul edilebilir ya da edilemez davranışları çocuk evde ailesinden öğrenm... Devamı

“HAYIR” DEMEK YERİNE BAŞKA BİR SEÇENEK VAR MI?

2012-06-11 10:35:00

  “Hayır” kelimesi olumsuzluk ifade eder. Çocuklar “hayır” kelimesinden hiç hoşlanmamakla birlikte anne babaya da bol bol “hayır” derler. Bunun iki sebebi olabilir. Çocuk etrafından “hayır“ kelimesini çok duyuyordur ya da kendini nasıl ifade edebileceğini bilmiyordur. Bunun için öncelikle hayatımızı hayırlar üzerine kurmamak gerekiyor. Devamlı hayır denilen bir çocuk engellenmiş hissi yaşar ve sonunda isyan eder. Tabi ki yeri geldi mi “hayır” denmeli. Çocuk sınırını öğrenmeli. Çocuğunuz her şeye “hayır” dediğinizde “hayır” kelimesinin anlamını tam öğrenemeyecektir. Aynı şekilde her şeye “evet” de dememek gerekiyor. HAYIR ve EVET kelimelerini dengeli, doğru ve yerinde kullanıldığında çocuk da kendisinden bekleneni, yapması ve yapmaması gerekenleri çok daha iyi anlayacaktır. Hayır kelimesinin üzerinde duruyorum çünkü “hayır” kelimesi biz yetişkinleri de oldukça rahatsız eden bir kelimedir. Peki o zaman neden istemediğiniz bir şeyi çocuğunuza yapasınız? Peki ben hoşuma gitmeyen bir durum olduğunda ne yapmalıyım diye soracak olursanız “hayır” demek yerine diğer alternatifleri kullanmanızı size önereceğim. Böylece ilişkiniz çok daha olumlu yönde değişecektir. Çocuğunuzun size karşı dirençli davranmasını da engelleyecektir.                                  Örneğin; soğuk bir gün ve çocuğunuz dışarı çıkıp oynamak için izin istiyor. Eğer “hayır” derseniz çocuğunuz dirençle size karşılık verebilir. Oysa ona seçenek sunduğunuzda, çocuk reddedilme duygus... Devamı

Çouklar Duyduklarına Değil, Gördüklerine İnanırlar

2012-05-07 13:55:00

Çocuklara hep öğüt vermek ya da engellemek yeterli ve en kolay yöntem olarak görülür. Çocuklara  "Dur", "Yapma", "Dokunma" denilir bol bol. Eğer bir gün önce dokunma dediğiniz şeye siz dokunmuşsanız çocuğunuz da bunu yapmak isteyecektir. Kendisine neden dokunma dendiğini anlamayan çocuk, çatışma yaşayacaktır.  Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz öğütleri kendiniz de uygulayarak ona örnek olursanız daha kalıcı olacak ve öğütlerinizi bir yaşam biçimi olarak benimseyecektir.     Örneğin; İstemediğiniz bir telefon araması geldiğinde  "aman şimdi açamam" deyip sonra o kişiye "telefonunu duymadım" dediğinizi duyan çocuk yalancılığı öğrenecek ve verdiğiniz hiçbir öğüt işe yaramayacaktır.     Sevgiler   Psk. Mutlu Markal        ... Devamı

BEN DİLİ NEDİR?

2012-05-07 13:00:51
BEN DİLİ NEDİR? |  görsel 1

  Şöyle bir dönüp çocukluğunuzu hatırlayın.  Devamlı yaptıklarınıza karışıldığında, eleştirildiğinizde ya da sen yaptın, sen kırdın, atlama, zıplama, sus vs.. denildiğinde neler hissettiğinizi düşünün.   Bu söylenenler etrafa zarar gelmesin diye ya da çocuğun kendini koruması için dahi olsa çocuğun duyduğu şey devamlı "sen, sen, sen" olacaktır. Dolayısıyla çocuk bunların sonucunda "ben çok yaramazım" sonucunu çıkaracaktır. "Bu ortamda istenilmiyorum" ya da "kimse beni istemiyor" vb.. Oysa söylenmek istenenleri "ben" dili ile söylediğinizde çocuk bunun sırf kendisine yüklenen bir şey olmadığını anlayacaktır. İletşimi kolaylaştıracaktır. Anne, baba "ben dili" ile iletişime geçip konuşmasına duygularını da ilave ettiğinde, çocuk yaptıklarını savunmaya, haklı göstermeye çalışmak yerine davranışlarına sahip çıkacaktır.           "Sen" diline örnek; "Gürültü yapma"  Çocuğun çıkarımı "Ben çok ses çıkarıyorum"  Neden gürültü yapmamamı istiyorlar? Bir süre sessiz kalsa da çocuk daha sonra nedenini anlamadığı için gürültü yapmaya devam edecektir.   "Ben" diline örnek; Gürültü yaptığın zaman kendimi kötü hissediyorum, başım ağrıyor. Çocuğun çıkarımı: "Annemin başı ağrıyor, sessiz olmalıyım"   "Ben" dili yetişkinler için de çok önemli. Eşinizle , dostunuzla konuşurken mutlaka hoşlanmadığınız şeyleri senin yüzünden şeklinde değil, ben bundan hoşlanmadım olarak ... Devamı

Çocukla Doğru İletişim Kurmak

2012-05-07 12:55:08

  ÇOCUKLA DOĞRU İLETİŞİM KURMAK Hayata karşı bakış açınız, tutumunuz, beklentileriniz, ilgileriniz ve en önemlisi iletişim tarzınız çocuklarla aranızdaki ilişkiyi etkilemektedir. Bir çocuk yetiştirirken onunla kuracağınız iletişimin çok büyük önemi vardır. Doğru şekilde iletişim kurarak, ilişkilerinizi kuvvetlendirebilirsiniz. Böylelikle konu ne olursa olsun yaşanacak tüm sıkıntılar atlatılabilir ancak hatalı bir iletişim tarzına sahipseniz en ufak sorunlar bile kaos ortamı yaşanmasına neden olabilir. Bu da ilişkilerin kopmasına neden olacaktır. İlk çocukluk dönemindeki iletişim tarzınızın çocuğun karakteri üzerinde etkili olacağını da unutmamak gerekir. Peki doğru iletişim kurmanın yolları nelerdir?         İyi bir dinleyiciolmak en önemlisidir. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin. Göz teması kurarakkonuşun. Bu iletişimin önemli sözsüz ipuçlarından biridir. Bu onun kendisini önemli hissetmesini sağlar. Onunla gerçekten ilgilendiğinizi düşünecektir. Konuşma başlamadan önce onu kucağınıza alabilir ya da onun mesafesinde oturabilirsiniz. Yukarıdan konuşmanız onun karşısında bir güç olduğunuz imajını yaratabilir. Söylediklerini anladığınızı belli etmek için onay işaretleri verin. Başınızı sallayabilirsiniz, Onay vermek için “hı hı” diyebilirsiniz. Diyelim ki haksız olduğu bir konu var. Dinlememek ya da konuyu konuşmamak kötü olacaktır. Mutlaka hatalarını da dinlemelisiniz. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve özgür bir ortamda bunu her zaman söyleme h... Devamı

Oyunun Önemi

2012-04-05 14:39:23
Oyunun Önemi |  görsel 1

  “Çocukların Oyunu Oyun Değil, Onların En Gerçek Uğraşıdır”   (Montaigne) Çocuklarınızı tüm gün boyunca zevkle bir o kadar da ciddi bir iş edasıyla dur durak bilmeden oyun oynarken bulabilirsiniz. Peki bu hiç sıkılmadan oynadıkları oyunlarda ne buluyor çocuklar? Yeri geliyor çikolatadan, en sevdiği ayısından bile sıkılabiliyorlar ama oyun oynamaktan neden sıkılmıyorlar?     Cevabı şu; çocuklar oyunlarında hayatı deneyimliyorlar. Hayatın bir provasını yapıyorlar adeta. Çocuk, oyunu yeni bilgiler edinmek için de oynuyor. Yeri geliyor sosyalleşmek, arkadaş edinmek için de oynuyor. Bunun dışında oyunların daha bir çok işlevi var. Bunların arasında duygu ve düşünceleri ifade etmek, yeni bilgiler, beceriler öğrenmek,  ruhsal gerginliklerini çözümlemek, fiziksel, bilişsel gelişimlerini geliştirmek, dil becerilerini geliştirmek, yaratıcılıklarını arttırmak yer alıyor. Bir de oyunların çocuklar üzerinde iyileştirici bir etkisinin olması çok önemli. Zaman zaman çocuklar gergin olabiliyorlar. Farklı davranabiliyorlar. Neden öyle davrandığını anlamak yetişkin için çok zor olabiliyor. “Neden böyle davranıyor bu çocuk bir türlü anlayamıyorum” cümlesi tanıdık gelebilirJ  Çocuğun sözel olarak bilgi veremeyeceği durumlarda, çocuğunuzun oyunlarını gözlemeniz size birçok bilgi verecektir. Çünkü böyle durumlarda çocuklar, ifade etmede zorlandıkları korkularını, sevinçlerini, üzüntülerini oyunlarına mutlaka yansıtırlar. Yansıtmanın yanında onları kaygılandıran ya da rahatsızlık veren durumları oyun içerisinde tekrarlayıp, uygun bir çözüm bulana kadar da devam ederler. Uygun çözümler ... Devamı

Aşırı Koruyucu sevgi

2012-03-05 15:14:40

Sizlere, Psikiatr Ruth Sanford'un bir yazısında yer alan kısa bir öyküyü aktarmak istiyorum. "İyi niyetli ve yardımsever bir arkadaşımla bir gün doğada gezinirken, kozasından çıkmaya çabalayan bir kelebek gördük. Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktaydı. Yardımsever arkadaşım hemen kelebeğin imdadına koştu. Dikkatlice kozanın liflerini sıyırdı, kozayı araladı ve kelebeğin fazla çabalamadan kozadan çıkmasını sağladı. Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da, biraz çırpındı ve uçamadı. Yardımsever arkadaşımın göz ardı ettiği gerçek şuydu: *Kanatlar ancak kozadan çıkma çabalarıyla güçlenir ve uçuşa hazırlanır. Kelebek kendini kurtarma çabalarıyla aslında kaslarını geliştirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri çabalarıyla öğrenmekteydi. Yardımsever arkadaşım işini kolaylaştırarak kelebeğin güçlenmesine engel olmuştu. Kelebek hiçbir zaman özgürlüğü tanımadı, hiçbir zaman gerçekten yaşayamadı."          Çocuklarımızı çok seviyoruz, onların isteklerini, dileklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Çünkü onları mutlu görmek istiyoruz. Bu konuda bazı ailelerin daha hassas davrandıklarını görüyorum. Çocukların isteklerini de, istemediklerini de  anında yerine getirmek çabasındalar.  İhtiyacı olduğunu düşünüp, daha çocuk istemeden halledebiliyorlar bazı şeyleri. Düştü mü hemen kaldırılıyor yerden, oyuncağı kırınca hemen yenisi alınıyor üzülmesin diye, odası toplanıyor, ödevleri yapılıyor vs.. Gerçek sevgi çocuğun her şeyini kolaylaştırmak mı, yoksa... Devamı

Fotoğraf

2012-03-05 12:00:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

ANNELİK

2012-03-05 11:34:23
ANNELİK |  görsel 1

  Annelik öyle bir şey ki; bir yandan çok güçlü hissedersiniz, çocuğunuz için her şeyi yaparsınız, gerekirse dünyayı yerinden oynatırsınız, bir yandan da çok yoğun duygularla zayıf hissedersiniz.. O gün ayakkabılarını kendisinin giymesi bile sizi ağlatabilir ya da çocuğunuzun dudağını bükmesi size kendinizi kötü hissettirebilir. Ben mi bir yerlerde yanlış yapıyorum diye düşünmeye başlarsınız hemen. Acaba “hayır” demekle iyi mi yaptım kötü mü ?  Ya iyi bir anne değilsem? Nereye danışsam, kimden fikir alsam diye çözüm yolları da bulmaya çalışırsınız. Özellikle bu sorgulamaları çalışan anne iseniz daha sık yaparsınız. Çocuğumla yeteri kadar birlikte olabiliyor muyum? Acaba bu onu ileride etkiler mi? Hatta gerekirse işinizden de istifa ediverirsiniz, kocanızdan da yeri geldi mi boşanırsınız ama annelikten asla ve asla vazgeçmezsiniz. Annelik nasıl hem bu kadar karmaşık hem de bu kadar keyif verici olabiliyor? Peki tüm annelerin olmak istediği iyi anne nasıl olunur, iyi anneler ne yapar? Bunun için önce çocuğunuzu çok iyi tanımanız gerekmektedir.  Çocuğun gelişim aşamalarının özelliklerini, yeteneklerini, yetersizliklerini, ilgilerini bilmek gerekir. Onun da ayrı bir kişilik olduğunu, kendi duygu ve düşünceleri olduğunu kabul etmek gerekir. Her anne (babalar da) çocuğunun en iyi olmasını ister, en başarılı, en nazik, en uslu, en çalışkan, en akıllı çocuk olmasını ister. Ancak çocuğunu iyi tanıyan bir anne çocuğunun kapasitesinin en verimli halini gördüğünde bundan memnuniyet duyacaktır. Ya da çocuğunun ilgi alanını bilen bir aile çocuğunu istemediği bir şeye zorlamayacaktır. İyi haber JAslında iyi anne olmak çok da zor değil. Sizin mutlu olmanız &cc... Devamı

Neleri Kaçırıyoruz? (Metrodaki Kemancı)

2012-02-27 14:01:42
Neleri Kaçırıyoruz? (Metrodaki Kemancı) |  görsel 1

Etrafımızdaki güzellikleri, iyilikleri ne kadar görebiliyoruz?  Günlük hayatın koşuşturması içinde ailemiz, çocuğumuz, sevdiklerimiz konusundaki yenilikleri, farklılıkları kaçırıyor muyuz yoksa? Sizlerle, buna örnek olabileceğini düşündüğüm gerçek bir öyküyü paylaşmak istiyorum.     Soğuk bir Ocak sabahı, Washington DC'de adamın biri metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder. Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder. En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadec... Devamı

:)

2012-02-23 10:28:20
:) |  görsel 1

Devamı

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN MUHTEŞEM BİR YAZI

2012-02-23 10:07:40

  İnsanın Anavatanı Çocukluğudur     Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı: - Hayrola, neden elimi öpmek istedin? - Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim. - Ne oldu, nasıl oldu? - Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır." Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti: - Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Ho... Devamı

YETİŞKİN OĞLUMA

2012-02-23 10:02:36
YETİŞKİN OĞLUMA |  görsel 1

YETİŞKİN OĞLUMA Sürekli meşguldüm o kadar sene Seninle doyasıya oynayamadım. Sen beni çağırdın gel oyna diye, Ben bir türlü zaman ayıramadım. Giydirdim, doyurdum, seni kolladım, Sadece bunları yeterli sandım, Bana oyuncağını getirdiğinde, Ben seni çoğu kez, başımdan savdım. Yatağa yatırır seni okşardım, Sen uyur uyumaz hemen çıkardım. Şimdi o günleri çok özlüyorum, Keşke bir dakika fazla kalsaydım. Hayat ne kadar kısa, yıllar ne çabuk, Ne zaman büyüdü bu küçük çocuk, ona dokunmak için uzandığımda, Ellerim boş kalır yüreğim buruk. Artık ne resimler, ne de oyunlar Ne "İyi geceler", ne sarılmalar, Hepsi çok geride, ulaşmak zor, Yaşanmadı sanki o güzel yıllar. Artık hiç işim yok, yapayalnızım. Günlerim çok uzun üstelik bomboş Keşke istediklerini bir bir yapsaydım Küçük arzuların şimdi çok şirin, çok hoş. Alice Chase Çeviri:  Dr. Abidin Sönmez   Devamı

Ebeveynlik Tarzınız Nedir?

2012-02-23 09:40:41

Ebeveynlik Tarzınız Nedir?     Hepimizin hayata karşı, insanlara karşı belirli tutumlarımız, genel bir tarzımız var. Peki çocuğumuza karşı genel tutumumuz nasıl? Tarzımızın farkında mıyız? Aşağıdaki test size bu konuda yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Tarzımızın farkına varmak hem iyi yönlerimizi hem de eksik taraflarımızı da görmemize yardımcı olacaktır. Böylece eksiği bulursak nerede değişiklik yapacağımıza daha rahat karar verebiliriz. Aşağıdaki testi size uygun gelen seçeneği doldurarak cevaplayınız. Tüm sorulara cevap verdikten sonra, test sonunda ki açıklamaya göre puanlarınızı toplayıp puanlarınızın karşılığına denk gelen "Ebeveynlik tarzınız" hakkında yazılmış olan bilgileri okuyun... 1 -  Çocuğunuz,büyük bir süper marketteki unlu mamuller bölümünün ücretsiz olarak verdiği kurabiyelerden almak için kendini yerlere atıp,tepiniyor.Siz yemek vakti olduğu için "hayır" dediniz.Herkes size bakıyor,görevli çocukta kurabiyeyi size uzatmış,gülümsüyor. A  Kurabiyeyi almasına izin verirsiniz. B  Elinden tutup onu uzaklaştırırken,onu ikna etmeye çalışırsınız."Tatlım,kurabiyeyi çok istediğini biliyorum.Birisi sana bir şey teklif ettiği zaman onu reddetmenin zor olduğunu da biliyorum.Ama birazdan yemek yiyeceksin ve bu kurabiye iştahını kapatacak. Evde yemekten sonra bir kurabiye yiyebilirsin.Lütfen artık ağlama." C  Onu elinden tutup ya da kucağınıza alıp,sessiz bir köşeye ya da arabaya götürerek,bir süre sakinleşmesini bekler,markete geri dönersiniz. D  "Bunu sana almayacağım. Sen çok kötü bir kızsın." Diye bağırırsınız. Poposuna bir tane vurup," bu davranışını derhal kes, küçük hanım.&q... Devamı

Çocuğa Sorumluluk Bilinci Nasıl Kazandırılır?

2012-02-06 14:26:00

 Çocukların eğitimi bebeklikten itibaren ailede başlar. Daha sonra okullar devreye girer. Yeni bilgiler, beceriler, sosyal olma, sorumluluk, saygı kavramları hepsi bir bütün halinde hem ailede hem de okullarda çocuklara kazandırılmaya çalışılır. Bunların arasında sorumluluk önemli bir yere sahiptir ve eğitimi ailede başlar. Sorumluluk: çocuğun kendine verilen görevleri yerine getirmesi, yaptığı bir davranışı olumlu ya da olumsuz kabullenebilmesi, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir. Tüm aileler çocuklarının sorumluluk sahibi olmasını ister. Hayatta dimdik durmasını ister. Çocuklar ise genellikle kendi üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmek konusunda isteksizdirler. Dağıttıkları oyuncaklarını toplamaz, ayakkabısını, kıyafetini kendi giyebilse de anne babadan ona giydirmesini ister. Bu durumda bizim sorumluluk kavramını öğretmemiz ve kazandırmamız gerekir. Peki nasıl? Daha önce de bahsettiğimiz gibi öncelikle kendi davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz. Biz nasılız? Biz de sorumluluklarımızı yerine getirmede zorlanıyor muyuz? Yoksa çok mu korumacıyız?   Bazen çocuklarımıza karşı olan aşırı sevgimiz ve ilgimizden dolayı onlar yapmadan biz yapmaya çalışıyoruz. Yorulmasın, üşümesin, yemek yesin diye düşünüp çatalı kaşığı elinden alıp yediriyoruz. Oyuncaklarını toplayıveriyoruz. Bazen de çok acelemiz oluyor. Hemen çıkmak gerekiyor dışarı ya da hemen yemek yiyip kaldırmak gerekiyor masayı. Bunların sonucunda çocuk sorumluluğunun farkına bile varmamış olabiliyor. Dolayısıyla böyle durumlarda çocuktan sorumluluklarını yerine getirmesini beklemek anlamsız olur. Çocuk bu şekilde büyümeye devam ettikçe ileride de sorumluluklarını yerine getirmekte zorluk yaşayacaktır.     Bilmemiz gereken şey şu... Devamı

Dikkat Eksikliği Nedir? Neler yapılabilir?

2012-01-30 11:27:00

  DİKKAT EKSİKLİĞİ:  Zihinsel uğraş gerektiren durumlarda konsantre olamama durumudur. Dikkat eksikliği görülen çocuklarda sadece dikkat eksikliği olabileceği gibi buna hareketlilik ve dürtüsellik de eşlik edebilir.     “Benim çocuğum televizyonu çok uzun süre, hiç başından kalkmadan izler. Demek ki dikkat sorunu yok.”   Böyle düşünen aileler çok fazla. Ancak dikkat eksikliği olan çocuklar tam tersi eğlenceli, ilgilerini çeken, renkli ve canlı görüntülerin olduğu televizyon ve bilgisayar oyunları karşısında saatlerce sıkılmadan durabilmektedirler.       HAREKETLİLİK : Sorun olarak kabul edilen hareketlilik  genellikle amaca yönelik olmamasıyla normal bir hareketlilikten ayırt edilebilir. Çocuk oturduğu yerde kıpır kıpır olabilir veya motor takılmış gibi hareket edebilir veya düz duvara tırmanırcasına hareketli olabilir.   DÜRTÜSELLİK: Sırasını bekleyememe, konuşurken söz kesme, düşünmeden hareket etme dürtüsellik örnekleridir. Ayrıca bu çocuklar oyun ve okul kurallarına uymakta güçlük çekerler. Dürtüselliklerinden dolayı davranışları istemeden yaparlar. Bu nedenle de sıklıkla arkasından pişmanlık ve üzüntü duygusu yaşarlar. Bunlarla birlikte çocuk ailesi ve öğretmenleriyle iletişim sorunları yaşamaya başlar. Öğrenme sorunları, davranım bozuklukları, kaygı bozuklukları eşlik edebilir.   Yapılabilecekler; Çocuğunuzun yapamadıklarını görüp onu devamlı uyarmaktansa yapabildiklerini görüp onu övün. Böylece öncelikle iletişim kuvvetlensin.  Bundan sonraki adımınızda  evde oy... Devamı

Eğer bir çocuk;

2012-01-23 14:18:00

Eğer bir çocuk, Övülmüş ve beğenilmişse, Takdir etmeyi öğrenir. Eğer bir çocuk, utanç duygusuyla eğitilmişse kendini suçlamayı öğrenir. Eğer bir çocuk, hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, İnançlı olmayı öğrenir. Eğer bir çocuk, kabul ve onay görmüşse, kendini sevmeyi öğrenir. Eğer bir çocuk, aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir. Eğer bir çocuk, kin ortamında büyümüşse, kavga etmeyi öğrenir. Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse, kınama ve ayıplamayı öğrenir. Çocuğumuza neler oluyor anlayamıyor isek, kendimize şöyle bir tepeden bakarak hayatımızı değerlendirmek gerek. İlişkilerimizide nasılız, iletişim nasıl kuruyoruz, olaylara tepkilerimiz nasıl, nerede ne söylüyoruz? Eğer siz çocuğunuza kızdığınızda duygularınızı anlatmadan onunla konuşmamayı tercih ediyorsanız çocuğunuz da size kızdığında duygusunu anlatmayıp size kapris yapacak ya da sizinle konuşmayacaktır. Çözüm yolu olarak kendi davranışımızı değiştirmek en doğrusudur.  Devamı

Yemek ve Çocuklar

2012-01-18 10:39:00

Yeme alışkanlığı nasıl kazanılır? Yeme alışkanlığı çocuğun hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu bebeklikten farklı olarak çocuğun bedeniyle ilgili düzenlemesi gereken yeni bir durumdur.  Annenin, babanın  ve çevrenin beklentilerine adapte olmaya çalışır. Çocuk için diğer insanlarla iletişim kurmanın da bir yoludur. Çocuk yeme alışkanlığını kazanırken belirli davranışları da öğrenmektedir. Bunlar şu şekildedir:                    Yeme saatlerindeki ardışık aktiviteler          Yeme saatlerinde uyulması gereken sosyal kuralları          Yeme saati rutinleri içinde çeşitli duyusal, motor, bilişsel ve iletişimsel entegrasyon          Otonomi ve belirli yemek seçeneklerinin gelişimi          Diğerlerinin beklentilerine ve sınırlarına uyum          İçsel dürtülerin kendi kendine doyurulması gibi…                                Yemek Yeme Sorunları için Ailelere Öneriler Öncelikle bir yemek yeme saati çizelgesi oluşturun. Çocuğunuz eğer yemek yemeyi     reddederse bir sonraki yemek saatine kadar bekleyin. Aralarda ekstra yemek saatlerine, atıştırmalara izin vermeyin. Yemek saati yaklaştıkça açlıktan, acıkmaktan söz edebilirsiniz. Yemek sonrasında ise doymaktan bahsedersiniz. Böylelikle açlık-tokluk hissini söze dökerek daha fazla farkındalık kazandırmış olursunuz. Midesini erkenden dold... Devamı

PLAY ATTENTION UYGULAMASI İÇİN ARAYABİLİRSİNİZ

2012-01-16 14:08:00

Size yeni bir uygulamamız hakkında bilgi vermek istiyoruz. PLAY ATTENTİON Son zamanlarda bir çok kişiden duyduğumuz, velilerin yakındığı, televizyon programlarına konu olan  DİKKAT EKSİKLİĞİ konusu ile ilgili çalışmaları takip edip araştırıyorduk.  Bir çok kağıt, kalem çalışması ve  davranışsal uygulamalar var. Acaba bu çalışmalardan daha farklı bir uygulama var mıdır diye araştırırken Play Attention uygulaması ile tanıştık. Play Attention, diğer uygulama ve tekniklerden birçok bakımdan farklı. Play Attention uygulaması bilgisayar eşliğinde yapılan bir uygulamadır. * Dikkatiniz ve odaklanma süreniz ile ilgili bilgiyi ölçüp, sayısal veri olarak sunar. * İşe yarayıp yaramadığını yine bu sayısal veriler üzerinden takip edebiliriz. * Belli bir düzen içinde yapılır. * Beyin bu sırada dikkat etmeyi öğrenir. Play Attention Nedir? NASA astronotlarının performansını arttırmak üzere geliştirilmiş daha sonra kliniklerde, hastanelerde, okullarda, eğitim merkezlerinde dikkat ve odaklanma sorunu yaşayan bireylere uygulanmış destekleyici bir programdır. Ayrıca "dikkat eksikliği  ve hiperaktivite" tanısı almış çocuklarda, öğrenme bozukluğu olan çocuklarda kullanılması önerilen bir programdır. Play Attention Nasıl Çalışır? Kola bir cihaz takılır. Bu cihaz dikkati saniye saniye ölçer.  Ekranda belirli becerileri içeren dikkat oyunu vardır. Bu oyunu dikkati koruduğunuz müddetçe oynayabilirsiniz. Oyun çeşidine göre klavye ve elinizi, kolunuzu kullanmanız gerekir. Oyunun sonunda size dikkat dereceniz ile ilgili sayısal bilgi verir. Bu bilgiler her uygulamadan sonra yorumlanır ve izlenilecek yol belirlenir. Play Attention, ilk iki hafta boyunca üç günde bir uygulanır. Bu uygulama 45 dakika süre... Devamı

PLAY ATTENTION

2012-01-16 13:20:00
PLAY ATTENTION |  görsel 1
PLAY ATTENTION |  görsel 2

Play Attention uygulaması 4,5  yaş ve üstü dikkat sorunu yaşayan ya da bu becerilerinin geliştirilmesine ihtiyaç duyan herkese uygulanabilir. Kolunuza takılan cihaz,  beyin dalgalarınızın verdiği bilgiye göre  dikkatinizi ölçümleyip ekranda size net bir bilgi verir. Oyunu devam ettirebilmek için sizin yoğunlaşmanız ve odaklanmanız gerekir. Oyuna göre farklı alanlardaki dikkat becerinizi geliştirmeyi hedefler. Devamı