SINIRINDA BİR SINIRI VAR..!

2016-03-26 12:56:00

Neden Sınırlara İhtiyaç Vardır?

Çocuklar, kurallarını bilmedikleri bir dünyaya doğarlar. Büyüdükçe kendilerinden beklenenlerin değişmesi ve çeşitlenmesi ise, durumu daha da zora sokmaktadır. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir. Çocuklar, dünyayı tanıyıp, kendi başlarına bir şeyler yapmaya, yeni ilişkiler kurmaya başladıklarında değişik tepkilerle karşılaşırlar. Bunlarla başa çıkabilmeleri için ihtiyaçları olan en önemli rehber, net sinyallerdir. Çizilen sınırlar anlaşılır ve tutarlı olduğu sürece, çocuklar için onları anlamak ve uygulamak kolay olacaktır.

Çocuklar, çevreleriyle olan ilişkilerinde nerede durmaları gerektiğini deneyimleyerek öğrenirler. Zaman içinde yaşadıklarından çıkarımlarda bulunarak, yetişkinlerin güç ve kontrollerinin derecesini belirlerler. Bunun için de takip ettikleri yol oldukça etkilidir: “Yapmak istediklerini yap ve izle”.   Çocukların hepsi, yeterliliklerini fark etmek ve var olanın üzerine çıkarabilmek için,  kendi yaşamlarına ait özgürlük, güç ve kontrole ihtiyaç duyarlar. Yeni doğan döneminden başlayarak çizilen sınırlar, çocuğa ihtiyaç duyduğu özgürlük, güç ve kontrol imkânını sağlar. Sınırların genel hatlarını ebeveyn belirlemekle birlikte, çocuğun kişilik özellikleri; sınırların şekillendirilmesinde önemli bir etkendir. Ayrıca, her yaş için yeniden ayarlanmalıdır. Belirlenen sınırlar, esnek ama gevşek olmayan; belirli ama tartışılamaz olmayan; tutarlı ama gerektiğinde değişebilir; zorlayacak ama incitmeyecek ve örselemeyecek nitelikte olmalıdır.

Sınırlar güven verirve çocuklarımız güvende hissetmelerini sağlayacak sınırları çizmemizi ve belirlediğimiz sınırları korumada kararlı olmamızı beklerler. Sınırlarını bildikleri alanlarda kendilerini güvende hissederler. Çünkü sınırı nereden ve nasıl zorlarsa ne ile karşılaşacağını bilir. O yüzden gereksiz hamleler yapmaz. Örneğin pencereden sarkan çocuğumuza neden sarkmaması gerektiğini anlatırken bir cetveli masanın kenarına koyup dengeyi kaybettiği takdirde yere düşeceğini göstermek, kendisinin de neden sarkmaması gerektiği konusunda somut bir örnek olacaktır. Böyle davranarak, çocuğa ana-babalık konusunda yetkin olduğumuz mesajını da vermiş oluruz ki; bu çok önemli bir hediyedir. Her konuda destek alabileceğini bildiği birilerinin olması çocuğu çok iyi hissettirir.

Çizdiğimiz sınırların geniş, gevşek ve belirsiz olması, bir anlamda sınır olmaması anlamına gelir. Bu koşullarda çocuk, neyi, ne zaman, nasıl ve ne için yaptığını ya da yapması gerektiğini bilmediğinden, gerçek yaşama dair işe yarar deneyimler elde edememektedir. Örneğin, her yemek hazırlandığında sofraya gelmesi için 5 kez O’na seslenmek yerine, birlikte yemek yemeyi neden önemsediğinizi belirtip 2. hatırlatma sonrası hala gelmiyorsa sofrayı kaldırmak daha net bir mesaj olacaktır. Ayrıca kendi sınırlarının nerede bitmesi gerektiğini bilemeyen çocuklar arkadaş ilişkilerinde de tutarlı olamamakta, başkalarının özgürlüğünü göz ardı edebilmekte ve sorumluluk bilinci konusunda da zayıf olmaktadırlar. Kaybettiği ya da zarar verdiği bir eşyasının yenisi hemen yerine gelen çocuğun, bir arkadaşının eşyasına zarar verdiğinde aldığı tepkiye şaşırması çok doğaldır.

Aynı şekilde sınırların çok katı, tartışılamaz ve değiştirilemez olduğu ailelerde de sıkıntı yaşanır. Bu tarz ailelerde çocuklara yeni yollar deneme ve araştırma için gereken özgürlük verilmemekte ve öğrenme için gereken zeminler engellenmektedir. Sürekli “şu saatte yatacaksın, şuraya gidemezsin, bunu yapamazsın” yönergelerini duymaya alışan çocuk iki türlü davranış sergiler ya her şeye boyun eğer ya da isyankar olur. Bunun yerine gerekçelerini açıklayarak yapabileceklerini ve yapamayacaklarını dile getirmek, yeri geldiğinde de esneklik yaratmak uygun olacaktır.Ev içinde de her şeye müdahale etmek çocuğu geliştirmez. Fazla sınır koymak gevşek sınır koymak kadar zararlıdır. Önemli olan; yanlış davranışlarda müdahale etmekle kalmayıp,doğru yapılanları da görmek , takdir etmektir.

 

Çocukların yetişkinlerin dikkatlerini çekmelerinin en kolay yolu hata yapmalarıdır.

Hata yapan çocukla anne babalar olumsuz şekilde de olsa iletişime geçerler. Çocuk istediğini elde etmiş olur.

Çocukların olumlu her davranışı değerlendirilmelidir ki çocuklar olumlu ve olumsuz ayrımını kolaylıkla yapabilsinler.

Çocuklar için ebeveynlerine rahatsızlık vermek istediğini elde etme konusunda çok etkili bir taktiktir.  Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!

Çocuğunuzun yaptığı her bir iyi davranışı görün! İyi davranışlar çoğaldıkça çocuğunuzdaki olumsuz davranışlar azalır.

Çocuğunuz “başardım” duygusunu tatmalıdır.

İster resim yapmak, ister futbol oynamak, isterse de ödevlerini güzel yapmak… Yapılan iş ne olursa olsun çocuğunuzun faaliyetlerini görün ve bunları övün.

Mesela çocuğunuz resim yaptı, resimde boyaları haddinden fazla kullandı. Onu eleştirip ‘ resmini çok boyamışsın’ demek yerine ‘resmin çok parlak olmuş’ diyebilirsiniz.

Yani olumsuzu dile getirmek yerine, pozitif yönlere vurgu yapmak daha verimli sonuçlar almanızı sağlar.  

  Çocukların uygun yaşam becerileri geliştirebilmeleri ve sorumluluk sahibi olabilmeleri için; açık, dengeli, tutarlı ve net kurallara ihtiyaçları vardır. Dengeli sınırlar, sınama ihtiyaçlarını azaltır, isyankârlığı engeller ve sorumluluk duygusu kazanımına yardımcı olur.

Anne Babalar Neden Sınır Koymakta Zorlanırlar?

            Sınır koymanın önemini vurguladık, fakat ne oluyor da sınır koymakta zorlanıyoruz? Bunun birçok nedeni olabilir. Her şeyden evvel günümüz yaşam tarzının etkisi olabilir. Herkes olabildiğince çabuk her şeye sahip olmak istiyor, tüketim adeta bir ritüele dönüştü. Haliyle bu hızlı değişimden çocuklar da nasibini almaktadır.

Anne babaların çocukluklarından kalan bastırılmış istekleri ve yetiştirilme tarzları sınır koymalarına etki eder. Yaşadıklarına benzer deneyimleri kendi çocuklarına yaşatmak istememeleri sınır koymalarını engelleyebilir.

            Anne babaların çocuklarıyla geçirecekleri sınırlı zaman dilimini şefkatli, iyi ilişkiler içinde geçirmek istemeleri sınır koyamamanın önemli bir nedenidir. Ayrıca çocuklarına “yeterince” zaman ayıramıyor olmanın huzursuzluğu ve suçluluk duygusu tutarsız davranmalarına yol açabilir.

         Çocukların özellikle başkalarının yanında kurallara verdiği öfke tepkisinden anne babalar kendilerini sorumlu tutabiliyorlar. Bu durumda yaşanan suçluluk duygusu sınır koymayı zorlaştırabilir. 

            Çocuk eğitiminde bir şeyleri yanlış yapma kaygısıyla bir kısım anne babanın yaptıklarını çocuklarının tepkileriyle doğrulama ve onaylama ihtiyacı duymaları sınır koymada gerekli kararlılık ve sürekliliği göstermeyi engelleyebilmektedir.                               

            Hiçbir çocuk dünyaya kullanım kılavuzu ile gelmemektedir. Çocuk yetiştirme konusundaki bilgi eksiklerimiz de doğru sınır koymamızı engeller.

Sınır Nasıl Konmalıdır?

 

Üslup Çok Önemli..!

İnsanlarla iletişimde sizin ne söylediğiniz önemli değil, önemli olan karşı tarafın ne anladığıdır.

Bizler de çocuklarımızla konuşurken pozitif bir üslup kullanmalıyız. Çünkü olumlu konuşmak hem çocuklarımızı mutlu eder hem de bizim onlarla olan ilişkimizin iyi yürümesini sağlar.

Yasaklar yerine doğru olan davranışların altını çizmelidirler. Örneğin, “Giyeceklerini yere atma!” yerine “Lütfen giyeceklerini yerden kaldır; çünkü yeri süpürmem gerekiyor.” denilebilir.

“Televizyonu kapat.” yerine “Beraber oynayalım mı?” denilip dikkat başka yöne çekilebilir.

Üslup, olumsuza vurgu yerine olumluya yönlendirilirse akılda kalıcılığı daha fazla olur.

·        Disiplin konusunda sözünüz net olsun

·        Davranışın çocukta oturması için eylem şarttır. Bu yüzden sesinizdeki kararlılık, konuşmanızdaki netlik tam olmalıdır.

·        Normal ses tonuyla sakince konuşun

·        Çocuğunuzla konuşmanız hangi ses tonuyla olursa o da sizinle öyle konuşur.

·        Sözü sakız etmeyin

·        Çocuklar boş laflara kulak asmıyorlar. Anne baba ile aralarındaki problemler ise artarak sürüyor.

·        Sözleriniz davranışlarınızla tutarlı olsun

·        İlk uyarıdan sonra ne söylüyorsanız onu yapın.

·        Kişiliğiniz nasılsa çocuğunuz öyle olur

·        Sınırlarımızı koyarken çocuklarımıza yaklaşımımız ne kadar yapıcı olursa ilişkiniz de o kadar yapıcı karşılıklı saygı ve sevgi odaklı olur.

·        Sıcak, şeffaf, ilgili ve tutarlı bir anne babanın varlığı, en önemli şartlardan biridir. Çocukların, kabul gördükleri, sevildikleri ortamda kuralları kabul etmeleri kolaylaşır.

·        Sınırlar bebeklikten itibaren konmalı ve yaş ilerledikçe yeniden düzenlenmelidir.

·        Sınırlara uymanın önemi çocuklara net ifade edilmelidir.

·        Sınırlar gerektiğinde değişebilir ve esnek olmalıdır.

·        Amaca yönelik sınırlar konmalıdır. Sınır koyacağım diye her şeye “hayır” dememek gerekir.

·        Çizilen sınırlar tutarlı uygulanmalıdır. Sınırların çiğnenebilir olduğunu öğrenen çocuğun her ortamda sınırları zorlaması kaçınılmazdır.

·        Olumsuz davranışların nedeni araştırılmalıdır çünkü her davranışın arkasında bir ihtiyaç, amaç veya sorun yatar.

·        Çocuğa neyi yapamayacağı açıklanırken buna karşılık neleri yapabileceği de belirtilmelidir.

·        Sınırları belirlerken çocukları da işin içine katmak durumu sahiplenmelerini sağlar.

·        Sınırı/kuralı koyanın “baba” olduğu mesajı verilmemelidir.

·        Çocuklara iyi bir model olmak önemlidir. Anne babanın ortak tutumu, genel duruşu ve davranışları en iyi sınır belirleyicisidir.

Olumlu davranış kazandırmada yardımcı yollar

 

ü    Yarışçılık

Birçok durumda bazı davranışları yarışma ortamında kazandırabilirsiniz. Çocuğunuza daha 3 yaşındayken eve gelince ayakkabıları içeri alıp ayakkabılığa yerleştirme davranışını yarışmacılıkla kazandırabilirsiniz: Hadi bakalım ilk önce kim ayakkabısını içeri alacak…

ü     Yıldız Tablosu

Çocuğunuzun yapmasını istediği birkaç davranışı liste yapar, yaptığında yıldız ya da gülen yüz koyarsınız. Çocuk yaptıkça yıldız kazanır ve belli bir yıldız sayısına gelince ödüllendirilir.

ü      Rekor Kırma Oyunu

Bilhassa sabah hazırlanmakta güçlük çıkaran, ağır hazırlanan çocuklarda işe yarar. Teknik şöyledir: Saati kurarsınız ve saatin alarmı çalmadan giyinebilir misin dersiniz. Tabii sesiniz olaya heyecan katabilmelidir.

ü      Premack  (büyükanne) Kuralı

Çocuğun sevdiği, istediği bir şeyi ebeveynin belirli bir sorumluluğa, şarta bağlamasıdır. Örneğin muz yemek isteyen bir çocuğa yemeğini bitirdiğin zaman muz yiyebilirsin demek premack ilkesidir.

ü      Özel Zaman Uygulaması

Özel geçirilmiş bir zaman dilimi çocukta terapi etkisi yapar. Çocuğun duygusal boşalım sağlayıp arınmasını ferahlamasını sağlar. Özel zaman uygulaması için 15-20 dk ayırmak yeterlidir. Sadece siz ve çocucuğunuz olmalıdır, herşeyden uzak 15 dk o ne isterse istediği gibi değerlendirilen bir zaman.

ü      Örnek Kişi Uygulaması

İnsanlar sevdikleri kişilerin davranışlarını kolaylıkla benimserler, taklit ederler.

   Unutulmamalıdır ki çocuklara “çok rahat” bir hayat sunmak, onlara uzun vadede “yarar” sağlamak değil, “zarar” vermek anlamına gelir.

Sevgiler..

                                                                                                                                    Psikolog Ceren Şengel

                                                                                  

28
0
0
Yorum Yaz