ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARDA PERFORMANS KAYGISI

2016-02-09 14:32:00

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARDA BEKLENEN PERFORMANSI GÖSTEREMEME DURUMU

" Ferrari ama Anadol hızında gidiyor.!"

     Üstün yetenekli çocukların yaşıtlarıyla kıyaslandığında duygusal, fiziksel yada zihinsel özelliklerinin farklı zamanlarda gelişebildiği görülmektedir. Bu nedenle üstün yetenekli pek çok çocuk bu alanlarda belli performans gösteren faklı gruptaki çocuklarla arkadaşlık yapmayı tercih ederler. Üstün yetenekli çocuğun, tüm gelişim alanlarında aynı gelişim düzeyinde olması söz konusu olmaz. Her bir gelişim alanı yaşlarının gerektirdiği gelişime uygun olmayabilir. Üç yaşındaki çocuk okuma yazma öğrenebilir ama hala duygusal ve psikomotor olarak üç yaşındadır. Aile ve çocuğun bakımından, eğitiminden sorumlu insanların bu eş zamanlı olmayan gelişim özelliklerinin farkında olmaları ve buna uygun tutum ve ortam hazırlamaları gerekmektedir. Üstün zekâlı çocuklar, öğrenim hayatları süresince, yeteneklerinden yararlanabilecekleri ve kendilerini gösterebilecekleri bir eğitim modeliyle karşılaşamazlar ve gerek ailesi gerekse çevresi tarafından desteklenmezlerse, onların geliştirme imkânı bulamadıkları yeteneklerinden hiçbir zaman yararlanamama gibi bir riskle karşılaşmamız mümkündür.  Üstün zekâlı çocuk, çevresi tarafından tanınmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Çevresindeki insanların üstün veya özel yetenekliliğe gösterdiği tepkiler ve kendisi ile ilgili hissettikleri, onu duygusal olarak yıpratabilir.  Üstün zekâlı çocuklar, ebeveynleri tarafından sevilmelerinin nedeni olarak başarılı ve yetenekli olmalarını görürler. Bu nedenle de sürekli başarılı ve en iyi olma kaygısı taşırlar-ki bu durum, kendilerinde huzursuzluk ve güvensizlik yaratır.

Üstün yetenekli çocuklar, bu farklılıklarından dolayı bazı sıkıntılar yaşabilirler. Bu sıkıntılar, kendi yapılarından kaynaklanabildiği gibi, çevrenin onlara yaklaşımından da kaynaklanabilir.

Bu sıkıntılardan bazıları;

Asenkron Gelişim:Entelektüel gelişim duygusal ve bedensel gelişimin çok önündedir. Buradaki tehlike, ebeveyn ve öğretmenlerin entelektüel gelişime bakarak sosyal ve duygusal olgunluğa yönelik yanlış genellemeler yapmalarıdır. “Aslında çok zeki bir çocuk, ama neden böyle davrandığını anlamıyorum.”

 Üstün Yetenekliler Hakkında Hatalı Bilgilendirme:Üstün yeteneklilerin duygusal veya diğer durumlara karşı daha büyük bir risk altında oldukları düşüncesi, tüm alanlarda üstün başarı beklenilmesi gerektiği düşüncesi kadar yanlıştır. Çocuğun bireysel farklılıkları belirleyicidir. Genellemeler ve şablonlar, bireysel olarak ele alındığında uymaz, hatta aşırı durumlarda, çocuğun sahip olması beklenen problemleri geliştirmesiyle sonuçlanabilir (Buna kendini gerçekleyen kehanetler de denir).

Yeterince Zorlanmama:Bazı üstün yetenekliler okulda yeterince zorlanmazlar. Bu durum, özellikle beklentilerin düşük olduğu okullar için geçerli olabilir veya öğretmenlerin çocuğun durumunu yeterince dikkate almadıkları durumda oluşabilir. Bu nedenle bazı üstün yetenekli çocuklar öğrenmeyi öğrenemezler, özellikle ihtiyaç duydukları bilgi düzeyine çaba göstermeden ulaşabiliyorlarsa. Bunun neticesinde, gerçekten öğrenmeyi gerektiren ilk entelektüel zorlanmada, öğrenmek için gerekli olan çalışma disiplininin eksikliği ortaya çıkar.

Konvansiyonel Olmayan Problem Çözümleri:Çocuğun üstün yeteneği ve yaratıcılığı, problemlerin çözümünde veya bilgi edinmede olağandışı yöntemler geliştirmesine yol açabilir. Bu durum, bazı ebeveyn ve öğretmenlerde, çocuğun problemleri alışkın olunmayan ve kısmen anlaşılmaz olan bir yöntemle ele alması ve çözmesi nedeniyle direnç oluşturabilir. Bu tür davranışlar her zaman zekâ ürünü veya yaratıcılık olarak değerlendirilmez, özellikle dersin işlenişini bozduğundan, bu durumlardaki yaratıcılık reddedilebilir.

Sosyal Yaşam:Üstün yetenekli çocuklar, kendileri kadar yetenekli olmayan sınıf arkadaşlarıyla geçinmeyi öğrenmek durumunda olduklarından, bazen sorunlar yaşanabilir. Bu tür durumlarda bazen bireysellik ve bazen de uyum gerektiğinden, belirgin bir duygusal olgunluk ve sosyal beceri gereklidir. Üstün yeteneklilerin büyük bir çoğunluğu, bu sorunla kolaylıkla baş edebilir. Bazıları ise diğer insanlarla geçim konusunda belirgin bir sorun yaşarlar.

Cinsiyete Yüklenen Roller:Özellikle üstün yetenekli kızlar, cinsiyetleri ile başarıyı bağdaştıramayan bir ortamda olduklarında veya yetenekleri erkeklere özgü alanlarda geliştiğinde sıkıntı yaşayabilirler. Bunun neticesinde üstün yetenekli bir kız çocuğu, yeteneğini ve ilgi alanlarını gizleyebilir.

Seçim Sıkıntısı:Üstün yetenekliyseniz, önünüzde birçok olasılık vardır. Birçok üstün yetenekli, aynı anda birden fazla alanda yüksek öğrenim görebilirler. Sınavlar onlar için engel teşkil etmez. Bu durumda da yüksek öğrenim görecekleri alan ve meslek seçimleri konusunda yetkin kişilerden destek almaları önerilir. Böylece kendilerine en uygun seçimi yapabilirler.

Motor Becerilerdeki Farklılıklar:Her çocuk aynı motor özelliklere sahip olması gerekmediği gibi, üstün/özel yetenekli çocuklar da diğer akranlarından farklı olabilirler. Bir çok üstün yetenekli çocuk akranlarıyla aynı psikomotor düzeyinde olmayabilir. Diğer taraftan üstün yetenekli çocuk motor davranışları ve etkinlikleri gerektiren durumlardan kaçınma eğilimi sergileyebilir. Bu durum çocukla yaşayanları ve uğraşanları zorlayıcı boyutlara gelebilir. Bu özellikleri zaman içinde ve diğer üstün özelliklerine teşvik edilmeleriyle ele alınması gerekmektedir.

Üstün yetenekli çocukların risk alma potansiyelleri yüksektir. Bu durum çocukların hem girişkenlikleri ile hem de riskli davranışlar seçmeleri ile ilgilidir. Birçok üstün yetenekli çocuk aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu da yaşayabilir. Bazı erişkinler, çocuklarının kendilerinden daha az risk alır oluşlarını şanslı bir durum olarak görürler. Bu durum en azından fiziksel bir takım zorluklarla karşı karşıya gelindiğinde oldukça olumlu bir şekilde gözükmesine rağmen, yeni bir aktivite ile karşılaşan üstün yetenekli çocuk bir adım geri çekilebilir ya da denemek bile istemeyebilir. Bunun sebebi bu çocukların kendilerini fazlaca eleştirmesi ve çoğunlukla kendilerinde eksik olan yönleri bulup çıkarmalarıdır. Kendilerine olan güvende eksiklik yaşayan bu çocuklar bir şey hakkında tamamen bilgi sahibi olmak ya da onun nasıl çalıştığına dair net ve kesin bir bilgiye sahip olmak ihtiyacı içindedirler. Bir söz vermeden önce onunla ilgili pek çok şeyi bilmek zorunda olduklarını düşünürler.

Bazı üstün yetenekli çocuklar yeni şeyler denemeye çekinirler. Çünkü yanlış yapmaktan, hatalı olmaktan, aptal durumuna düşmekten çok korkarlar. Diğer çocukları bu yeni şeyleri gerçekleştirirken gözlemlemeyi tercih ederler. Model alarak öğrenmeyi benimserler fakat çocuğun başarısız olmaya karşı geliştirdiği aşırı bir korkusu varsa onun kendini daha rahat ve iyi hissetmesi konusunda aileden ve öğretmenlerinden destek almaya ihtiyacı vardır. Bir şeyi ilk denemede yapamamak, başarılı olamamak utanılacak bir durum ya da başarısızlık olarak addedilecek bir durum değildir. Başarısız olmak, bunun tekrarı ya da hata yapmak hiçbir zaman insanı güvenilmez bir kişi yapmaz.

    Ailenin olumsuz konuşmalardan kaçınması ve bu gibi tuzaklardan uzak durması gerekir. “Bu asla işe yaramayacak.” gibi cümleler çocuğun kendi hayal gücünü kullanmasını engeller ve bu çocuk için istenebilecek en son şeydir. Aile ya da öğretmenin çocuğun ortaya çıkardığı işi takdir etmesi gerekmektedir. “Bunu başarmak için gerçekten çok çaba sarf ettiğini görebiliyorum.” gibi cümlelerle çocuğu cesaretlendirmek gerekmektedir.  Çocuğa her zaman denemesi ve sonuçta ne olduğunu görmesi için fırsatlar verilmelidir.

 

                                                                                                          Psikolog  Ceren Şengel

42
0
0
Yorum Yaz